Yeni Gine'deki Baruyalarda annenin çocuğun özüne bir katkı yaptığı düşünülmez. Kız veya oğlan fark etmeksizin çocuğun özü tamamıyla sperm kaynaklıdır. Annenin sütü bile, kadınla cinsel ilişkiye girdiği sırada kocanın sperminden yaratıldığından, dişil formdaki bir erkek öz olarak görülür. Bundan dolayı kadın sütüyle çocuğu emzirip büyütürken bile içinde kocası tarafından yaratılmış bir öz aktarmaktadır. Annenin bedeni, doğumdan önce vücudundaki fetüs erkek özü ile yaratıldığından ve doğumdan sonra çocuğun büyümek için bir kez daha erkeğin özü ile beslenmesinden dolayı yalnızca erkek özünü aktaran aracı bir kap görevi yapar.
Güney Hindistan Kerala'daki Nayar kastlarında bir kızın, çocuk doğurmaya müsait olgun bir kadın statüsüne erişmesi, ritüel damadın boynuna altın bir kolye (tali) taktığı bir seremoniden geçmesi ile gerçekleşirdi. Bu seremoniden sonra kendi kastından veya daha yüksek uygun bir kasttan dilediği kadar erkekle cinsel ilişkiye girebilirdi. Hamile kaldığında uygun kasttan bir veya daha fazla erkek hem kadına hem de doğumun hemen ardından ebeye hediyeler vererek babalığı kabul etmek zorundaydı. Müsait zaman aralığında kadını ziyaret etmiş adamlardan herhangi biri bu hediyeleri vermekle mükellefti ve doğum ödemelerini yapmaya rıza gösteren bir adam çıkmazsa çocuk gayrimeşru sayılır, hem kadın hem çocuk kasttan atılır ve kadın için cenaze ritüelleri icra edilirdi.
Bazen yasal babalık, tayini belli ritüellerin uygulanmasına bağlıdır. Söz gelimi, Güney Hindistan'daki Todalar arasında bir kadının, ideali birbirine kardeş pek çok erkekle evlenmesi gelenektendi. Onlardan biri, ilk çocuğun doğumundan önce 'yaysunma' ritüelini icra ederek çocukların toplumsal kabul gören babası olurdu. Diğer kocalardan biri ritüeli yerine getirene kadar da sonraki bütün çocukların pateri, kendisi onlara hamile kalınmadan önce ölmüş olsa dahi, oydu.
Kişinin annesi, onu dünyaya getiren kişiden ziyade besleyen kişi olarak düşünülür. Bir çocuğu doyuran kadın, bundan dolayı, bir süre sonra onun annesi ve çocukları da onun kardeşleri olarak düşünülmeye başlanır.