Şu anda tüm evrenin gerçekte neye benzediğini sormak neredeyse anlamsız. Evren "şu anda" hiçbir şeydir. Evren deki her şey oluş halindedir ve bu oluş ışık hızında gerçekleşir. Zaman ve mekanın kendisinin yani evrenin zaman ve mekandaki genişlemesinin resmini çizmeyi zorlaştıran sadece ışığın yavaşlığı değildir. Yıldızlar birbirlerine göre inanılmaz hızlarda hareket ederler. En önemlisi de tüm galaksilerin, çok büyük hızlarla birbirlerinden uzaklaşması. Yaklaşık on dört milyar yıl önce Büyük Patlama ile genişlemeye başlayan bir evrende yaşıyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tüm evrene uygulanabilecek mutlak bir "şimdi" yoktur. Sınırlı bir "şimdi ve burada" ile yetinmek zorundayız, çünkü "şimdi" kavramının kendisi, en azından Einstein'ın görelilik teorisine atıfta bulunursak, yalnızca yakın çevremiz açısından anlamlıdır. Evrende ne kadar gözlem noktası varsa o kadar "şimdi" vardır. Bu konumları birbirine bağlayan ortak bir "anlık düzlem" yoktur.
Uzay söz konusu olduğunda, aynı anda iki şeyi aklımızda tutmamız gerekir: Zaman ve mekan. Bu iki boyut ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Evrene bakmak, zamanda geriye bakmakla aynıdır. Kendi Ay'ımız kadar yerel bir şeyin fotoğrafını çektiğimizde, bu görüntü bile hemen hemen bir saniye eskidir ve bu nedenle bizimkinden farklı bir zamana aittir. Güneş'ten gelen ışık yaklaşık sekiz dakikalık bir "gecikmeden" sonra bize ulaşır.
Öncelikle biz insanız. Dünyaya hiçbir bagajımız olmadan (kim olduğumuz hakkında bir şeyler söyleyen bir dizi gen dışında) çırılçıplak geliriz ve sonunda geldiğimiz zamanki gibi çıplak ve elimiz boş olarak dünyayı terk ederiz.