Dün gibi hatırımda doğup büyüdüğüm mahallenin tozlu sokakları. Elimize geçirdiğimiz her şeyden bir oyun uydurabilen çocuklardık biz. E tabi körebelerimiz, istoplarımız, saklambaçlarımız, yakan toplarımız da vardı. Elimizde salçalı ekmeklerimiz, sırtımıza gelişigüzel koyulmuş havlularımız da... Sokaklarda yankılanan o canım kahkahalar, şimdilerde ekran başındaki sessizliklere dönüştü. Sadece bu da değil, her şey korkunç bir ivmeyle bambaşka bir hâl aldı. Şimdilerde herkes kendi kabuğunda yaşıyor, sokaklar sadece bir yere varmak için kullanılıyor artık, sohbetler sadece zaman öldürmek için ediliyor, bir fincan șeker için kapı da çalmıyor artık kimse. Kültürel kalabalıklar yaratmayı seven bir toplum, nasıl oldu da tekil sessizlikleri bu kadar hızlı benimseyebildi? Aklım almıyor.