Esra Karakaya

Esra Karakaya
@yerlipolyanna
Öğretmen
Lisans
Ankara
84 okur puanı
Temmuz 2016 tarihinde katıldı
Puan vermedi·240 syf.··
2020 31. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2020 17:09
Dün başlamıştım sevgili Toptaş'ın kitabına bir solukta biteceğini tahmin edemeden. Cümleler uçup uçup gittikçe ben de peşlerinden uçup uçup gittim Muzaffer'in/Bahriye'nin/Güldiyar'ın. Kondum avlularına, girdim evlerine, Güldiyar' ın yaşını sileyim, taşını toplayayım dedim, dedim de bırakmadılar ki eve tebelleş olmuş cehennem zebanileri... Tutmuşlar evin dört yanını; Güldiyar içeride, babası Muzaffer içeride, yok hiç çekip kurtaracak alıp götürecek onları. İki gözün nuru Güldiyar bir türlü söyleyemeyip de lâl olduğu derdinden dökdükçe yaş yerine taşları dayanamayan annesi nefesini oracıkta verdi de tutamadı bile baba kız onun yasını. Ah güzel Güldiyar, ince ince sızladı da yüreğim ben de gelip alamadım seni ellerinden Rüstem'in, Cihan'ın, Nedim'in, Şakir'in ve adamlarının ve onların da başlarındakilerin. Kurmuşlardı düzeni; seni, döktüğün taşı görmek için gelenleri sıraya koyup da para topluyorlardı. Hiç haberin olmadı ki dışarıdaki hengameden. Baban Muzaffer elbet istemedi, karşı durdu ama garipti, kimsesizdi, çıkaramadı duyuramadı sesini. Pıstı kaldı, sustu kaldı. İstedi ki kurtarsın seni, götürsün köyüne, hem anne-babası da göründüydü gözüne, annenciğin de gelmişti sizi görmeye ama ne fayda?.. Öte diyardan, uzun uzun yollardan geldiler gelmesine de merhem süremediler derdine. Hep bekledim babanla, bitecek dedim, ağlama sık dişini dedim, yüreğimi kabarttım aklımı da kattım acına olmadı Güldiyar... Derdini de aldın yanına bırakıp gittin bizi babanla. Demem odur ki kuruldu mu kötülükten bir düzen güç mü yetermiş onu bozmaya, sürer de sürermiş, hiç bitmezmiş kötülük; çünkü insanlar cahilmiş , insanlar acımasızmış, insanlar anlamazmış çekilen acıyı, kendini düşünür, payını düşünürmüş hayattan alacağı sonra da ardına bile bakmaz gidermiş. Kötülük de kapı kapıymış; biri
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·160 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2020 16:28
Kitabı bir oturuşta bitirmek istiyor ama bitmesin diye yavaş yavaş okuyorsunuz, yani çok garip bir döngü. Enfes bir kitap, samimiyeti iliklerinize kadar hissediyor aynı masada sohbet ediyor havasında okuyorsunuz. "Bedenin, bindiğin eşek. Dizgin sendeyken ahire gidersin ama işi eşeğe bırakırsan ahıra gidersin." Mutlaka okunması gereken kitaplardan
Fabrika AyarıHayati İnanç · Profil Yayıncılık · 20229,5bin okunma
Puan vermedi·115 syf.··
2020 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2020 22:16
Eser “Anlamak serisi” kapsamında hazırlanmıştır. Yüce Allah ile kul arasındaki iletişimin doğrudan ifadesi olan dua, duygu yüklü anlatımla ele alınmış ve konunun hikmet boyutu özellikle vurgulanmıştır. Kitap bilgilendirmekten ziyade kulluğa teşviki ön planda tutmuştur. Dua, Allah'ın kazasını değiştirmez. Ama duanın tesiri ile insanda bir değişiklik meydana gelmesi umulur ki, bu değişiklik sayesinde hayatın akışı değişir.
Duayı AnlamakHalil Altuntaş · Diyanet İşleri Bakanlığı · 2012121 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2020 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 23:27
Kitap, yazarın hastalık nöbetleri esnasında, doktorunun tavsiyesiyle yaşadıklarını kaleme aldığı günlüklerinden, çeşitli gazete ve dergilere yazdığı yazılardan, kendisiyle yapılan röportajlardan ve kendisi hakkında yazılan yazılardan oluşuyor. Bilhassa günlüğünde, uzun yıllar evden çıkamayışını, yaşadığı krizler sonrasında hissettiklerini, hayal alemini, senarist olması hasebiyle, projektör tutulmuş sahneler gibi canlı anlatıyor. "Beynimde sürekli devam eden delilik nöbetlerini, onları izleyen ara zamanları, bitmek bilmeyen iç sorgulamayı, iç hesaplaşmayı, hiç kimseye, doktorlara bile anlatılmayan yanlarıyla kâğıda geçirmezsem, gözüm açık gideceğim." Ayşe Şasa’ya çocukluğundan itibaren Allah’tan başka her şey öğretilmiş. Allah olmayınca hayatında merhameti de, şefkati de, sevgiyi de bilmiyor. Kimse kendisini sevmiyor, kendisi de kimseyi sevmiyor. Ailesi tarafından dışlanmış. Çevresi tarafından dışlanmış. Öğrendiği bilgiler ona mutluluk getirmemiş, batının perişan ölçüleri içerisinde kıvranıp durmuş. Ta ki orta yaşlara varıncaya kadar. Ölüm düşüncesine erinceye kadar. Yaşadıklarının sonsuzca devam edeceği fırtınasına kapılıncaya kadar.  Hilmi Yavuz onun için ermiş diyor. Gerçekten de İbn-i Arabi ile tanışması onu tam teslim olmadığı, batının çürümüş ateist hümanizmasından koparıyor: "Birçoklarının karamsarlığa sürüklendiği orta yaşta, ben atalarıma özgü bir bilgeliğe, sonsuz baharın sırrına ermiştim." diyor.  Kitapta yazılanlar Ayşe Şasa’nın şahsında bize çok şey anlatıyor. Türkiye’nin sözde modernleşme sürecinde bizlere dayatılan hayat tarzının irdelenişi ve de kıyasıya eleştirisi var.  Akif Emre diyor ki: “Ayşe Şasa’nın seyir defteri aslında 68 kuşağının bir başka öyküsüdür. Hakikat sandığı idealler uğruna gemisini kayalıklara sürme cesaretini göstermiş bir neslin
Delilik Ülkesinden NotlarAyşe Şasa · Timaş Yayınları · 20221,801 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 19:51
“Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum… Neden bu kadar çok Zweig kitabı okumaya başladım, bilmiyorum...” Stefan Zweig okuyanlar bilir, Zweig'in bir kitabını okuyan kişi artık iflah olmaz ve bütün kitaplarını okumaya başlar. Adeta bir Amok Koşucusu gibi... Peki Amok koşucusu nedir? Hemen cevaplayayım, bir tür çıldırma durumudur. Bu tabir, bugün dünyanın her yerinde benzer cinnet olaylarında faili tanımlamak için kullanılır. Kökeni bir çeşit intihar saldırısı geleneğine dayanır. Amok koşucusu sonuna kadar savaşır sonunda savaştığı şey uğruna ölür. Hem ülkemizde, hem de dünyanın pek çok yerinde, bir dizi insanı öldürüp ardından kendisini öldüren insanların haberlerini sürekli duyuyoruz/okuyoruz. İşte bunların hepsi birer amok koşucusu. Bu durumun aktörlerinden, şayet hayatta kalanlar varsa, ifadeleri de genelde şöyledir; “Gerçekten hiçbir şey hatırlamıyorum, bana ne oldu bilmiyorum…” İşte amok koşucusu da böyledir. Bir çıldırma haliyle harekete geçer. Kendisinin gücü kalmayacak ve artık düşüp ölecek hale gelene kadar karşısına çıkan her şeyi yok etme eğilimindedir. Esasen yazarımız Stefan Zweig da bir amok koşucusudur. Yaşamına intihar ederek son verdiğini düşünürsek, kısmen de olsa yazarın da bir amok koşucusu olduğunu söyleyebiliriz.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Ren Kitap · 2017134,8bin okunma