"Yaşadığımız 19. yüzyılda iyice açıklık kazanmış olan başka teorilere göre, kilise devlet haline gelmeli, böylece alttan en üste yükselmeli ve daha sonra da bilime zamanın ve uygarlığın ruhuna, yerini bırakarak devletin içinde yok olmalıdır. Eğer bunu istemez ve direnirse, o zaman ona devletin içinde yalnızca küçük bir köşe ayrılır, üstelikte gözetim altında tutulur. Günümüzde çağdaş Avrupa ülkelerinde hep böyledir. Rus anlayışına ve beklentisine göre de gerekli olan, kilisenin en alt tipten en üst tipe geçerek devlete dönüşmesi değil, tam tersine, devletin, sadece ve sadece kilise olma özentisine son vermek zorunda olmasıdır."
"Hiçbir toplumsal birlik egemenliği kendisine mal edemez, yani üyelerinin yurttaşlık haklarına ve politik haklarını yönetmeyi kendine mal edemez ve etmemelidir."
"Yaşamın bir maya, canlılığını sürdüreceği bir yaşamı yalayıp yutan mayamsı bir şey olduğunu ve yaşamanın yalnızca başarılı bir pisboğazlık olduğunu ortaya koymuştuk. Gerçekten de, arz ve talebin bir anlamı varsa, yaşam dünyadaki en ucuz şeydir. Su, toprak ve hava için yalnızca çok diyebiliriz; ama dolmayı talep eden yaşama gelince bunun sınırı yok. Doğa savurganın teki. Balıkları ve bunların milyonlarca yumurtasını ele al. Bu açıdan kendini ve beni ele al. Birimizde milyonlarca yaşam ihtimali var. Yeterli zaman ve fırsatı bulabilseydik ve içimizdeki doğmamış yaşamların sonuncusuna değin her birini kullanabilseydik ulusların babaları olur ve kıtaları doldururduk. Yaşam mı? Pöh! Hiçbir değeri yok. Ucuz şeylerin içinde en ucuzu. Her yerde dilencilik ediyor. Doğa onu bol keseden taşıyor ortalığa. Nerede tek bir yaşam için yer varsa, binlercesinin tohumunu ekiyor oraya ve kendi yaşamı, geriye en güçlü ve en pisboğaz yaşam kalıncaya dek yaşamı yiyip tüketiyor."
"Darwin okumuşsunuz." dedim. "Ama var olma mücadelesinin, yaşamın ahlaki kaygı gütmeksizin yok edilmesi tezinize izin verdiği kanaatine varıyorsanız, onu yanlış yorumlamışsınız demektir."
Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Modern Klasikler Dizisi 31·Kitabı okudu