Madem bu elimizdeki Kur'an, Semavat ve Arz'ın Hâlık-ı Zülcelal'inin rububiyet-i mutlakası noktasından ve azamet-i uluhiyeti cihetinden ve ihata-i rahmeti canibinden gelen kelâmıdır, fermanıdır; bir maden-i rahmetidir. Ona yapış. Her derde bir deva, her zulmete bir ziya, her ye'se bir rica, içinde vardır.
Hastalik bazilara ehemmiyetli bir definedir,gayet kıymettar bir hediye-i ilahiyedir.
Hastalık gafleti dağıtır,ahireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir,öylece hazırlanılır.Bazi öyle bir kazancı olur ki yirmi yılda kazanamadığı mertebeyi yirmi günde kazanıyor.
Madem hastalıkların böyle menfaati var; ondan şekva değil,tevekkül sabır ile ,belki şükredip, rahmeti ilahiyeye itimat etmektir.
Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla lisan-ı hal ile dahi istenilmez, belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlası zedelenir. Hem "Benim ayetlerimi az bir dünya menfaatine değiştirmeyin."
âyetinin nehyine yanaşır, ameli kısmen yanar.
imanîden gelen lemaat ile bir nevi huzur kazanıp, Hâlık-ı Rahîm'in hazır nâzır olduğunu düşünüp, ondan başkasının teveccühünü aramayarak; huzurunda başkalarına bakmak, meded aramak o huzurun edebine muhalif olduğunu düşünmek ile o riyadan kurtulup ihlası kazanır.
*
Her ne ise.. bunda çok derecat, meratib var. Herkes kendi hissesine göre ne kadar istifade edebilse, o kadar kârdır. Risale-i Nur'da riyadan kurtaracak, ihlası kazandıracak çok hakaik zikredildiğinden ona havale edip, burada kısa kesiyoruz.