Kitabı bitirdim, elime aldım. Yazdım, sildim sonra tekrar yazdım. Ne yazsam yeterli olmayacakmış gibi hissettirdi bana. Daha önce Nermin Yıldırım okumamıştım ve nihayetinde aldım. İlk okuduğum ve kesinlikle son olmayacak kitabı Dokunmadan oldu. Ama bu kitap bana fazlasıyla dokundu.
Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Adalet bir hastalık sonucu öleceğini öğrenen bir genç kadındır. Adalet öleceğini öğrendikten sonra tıpkı bir ilmek söker gibi hafızasını zorlayarak işediği ilk günahı hatırlar ve bunu telafi etmek ister. Böylece en yakını olan Hülya ile olan hem iç hem dış yolculuğu başlamış olur.
*Bundan sonrası SPOİLER içerir*
Adalet daha çok küçük. Annesine sarılmak istiyor onu öpmek istiyor. Ama annesinin obsesif kompulsif bozukluğu var sürekli banyoda, Adalet ne zaman ona dokunsa kusuyor. Zaten babası ölmüş olan Adalet annesinden de sevgi alamaz. Aslında burda başlar Adalet'in dokunmadan yaşaması. Sadece fiziksel olarak değil kimsenin hayatına hatta kendi hayatına bile dokunmadan yaşar. Ama her zaman bunun suçluluğuyla yaşar. Yardıma ihtiyacı olan bir omuz görür, elini kaldırıp dokunmak ister ama yapamaz. Yine suçlanır. Zaten Adalet'in en iyi yaptığı şey kendini suçlamaktır. Çevrede olan tüm olaylardan, yaşanan 3. sayfa haberlerinden kendini suçlayarak yaşar. Yıllarca defterine bu haberleri not eder. Ansızın bir rüzgar gelir Adalet'e o haberlerdeki ölen insanları hatırlatır. Öğürür Adalet her rüzgar geldiğinde ama kusamaz. Kussa rahatlayacaktır ama rahatlayamaz. Rahatlamaması lazımdır çünkü hangi yaşanana engel olabilmiş ya da hangi küçük kızı başına gelen felaketten kurtarabilmiştir? Otobüse bindiğinde ona kötü yolla yaklaşan adamlara bir şey diyebilmiş miydi? Ya da başkasına yapıldığını gördüğü zaman sesini çıkarabilmiş miydi? Üst komşusu kadının kocasından