Kurtlarla Koşan Kadınlar, her insanın, özellikle de kadınların kişisel gelişimleri için mutlaka okuması gereken bir eser.
İçerisinde 19 öykü var. Fakat kitap sadece bu öykülerden oluşmuyor. Estes, öyküyü anlattıktan sonra sayfalarca bu öykünün arkasındaki anlamları, toplumdaki ve özellikle kadının beden ve ruh hali üzerindeki yansımalarını açıklamış.
Bu öykülerden kimileri Kibritçi Kız ya da Çirkin Ördek Yavrusu gibi bilindik öykülerken, kimileri de adını bile duymadığımız anlatılar.
Kitabın yazarı psikaanalist olarak eğitim görmüş biri. Aynı zamanda bir şair ve bir aktivist.
Dolayısıyla psikoloji ile ilgilenmeyen biri için biraz ağır gelebilecek bir dile ve anlatıma sahip. En azından benim için öyle oldu. Fakat bu kesinlikle caydırıcı bir etken değil, olmamalı da.
Çünkü her hikaye biraz sizden bahsediyor aslında. Okuduktan sonra, bu hikayelerin kendi hayatınızla örtüştüğü noktaları keşfetmek, gerçekten bir aydınlanma sağlıyor. Bambaşka bir bakış açısı kazandırıyor.
Ben kitabı okurken, her bilmediğim kelimenin anlamına baktım, bunu sık sık ve hiç üşenmeden yaptım. Böylece kitap benim için çok da açıklayıcı bir hal aldı. Yarısından sonra neredeyse hiç zorlanmadım.
Kurtlarla Koşan Kadınlar benim için yaklaşık 2,5 yıllık bir gelişme süreciydi aslında. Uzun bir sürede, sindire sindire okumak, çok geliştiriciydi. Bir oturuşta 2-3 sayfadan fazla okuyamazdım. Bu kitabı, acele ile okumanın da faydalı olacağını düşünmüyorum zaten.
Yazar kitabı 20 yılı aşkın bir sürede tamamlamış. Buna bakarak bile çabucak bitirilebilecek bir eser olmadığını kestirmek mümkün.
Hatırlatayım ki, bu bir roman değil. Daha çok bir baş ucu kitabı. Çünkü ne zaman sıkışsam bu kitabın sayfalarına koştum. Her seferinde de kendime ilaç gibi gelen çıkarımlar yaptım.
Üstelik, tekrar tekrar