Yarın dönmek zorunda olduğu şişkonun yerini düşünmemeye çalıştığı belliydi, çektiği her nefesten sonra sigaranın kızaran ucunu seyrederken. Kimse hiçbir yere dönmek istemiyordu o odada. Daha fazla ilerlemek de istemiyorduk. Orası iyiydi. Ne ileri, ne geri... Çünkü şimdiye kadar attığımız her adımda, tabanımızda, beynimizde yanmıştı. İleriye ya da geriye yaptığımız her hareket hataydı. Mayın tarlasındaki temiz tek noktada hareketsiz durmaya benziyordu bu. Yıkılana, sıkılana kadar duracaktık hareket etmeden. Acı çekme korkusuyla, ikimiz de parmağımızı kıpırdatmaktan çekiniyorduk...