"Sana, beni asla tanımamış olan sana." cümlesi tüm kitabın anahtarı gibi..
Okuduğum incelemelerde bilinmeyen kadının saplantılı aşkını anlamsız ve gerçeklikten uzak bulanlar olmuş ve bu beni bir hayli üzdü. Çünkü bilinmeyen bir kadın kesinlikle var olduğuna inandığım ve derin bir şekilde özdeşleştiğim bir karakter. Hikaye yüzde seksen oranla günümüzde de yaşanabilmesi mümkün olan bir aşkı anlatıyor. Ben böyle aşkların varlığına inanıyorum. Böyle bir aşkın varlığını saçma bulanlara ise aşkı hiç hissedemedikleri, hayatlarında böyle saf, güzel bir sevgi ile hiç karşılaşmamış olmalarından dolayı yalnızca üzülüyorum.
Siz hiç platonik bir aşk yaşamadınız mı? Hiç ona itiraf edemeden belki de reddedilme korkusuyla uzak kalıp onu yalnızca uzaktan izlemediniz mi gerçekten? Ya da onun yüzünü bir dakika görebilmek için saatlerce beklediğinizde, karşınıza çıktığı ilk anda kalp atışlarınız ritmik bir bozulmaya maruz kalmadı mı? Aşık olduğunuz insanın hayatını, neler okuduğunu, nelerden hoşlandığını, gününü nasıl geçirdiğini ne bileyim nasıl yemek yediğini belki, günlük rutinlerini, insanlarla olan iletişimini, gizli kalan çocuksu saçma takıntılarını hiç merak etmediniz mi? Onun sevdiği şeylere karşı bir anda sizin de ilgi duymaya başladığınız, elinden düşürmediği kitabın satır aralarında onu aradığınız, onunla aynı duyguları hissetmeye çalıştığınız falan olmadı mı gerçekten?
Bunlar küçücük bir çocukken bile başınıza gelebilecek türden saf, temiz duygular.. En azından bu kısmıyla bile özdeşleşilebilecek bir kitap. Hiç mi sevdiğiniz adamın çocuğunu taşımak istemediniz? Belki doğurmadınız ama istediniz.
Kitabın aşık olunan karakteri Bay R. de gayet toplumumuzun son zamanlarda yaygınlaşan erkek profilini izliyor. Hiçbir kadını tanımak istemeyen, kadının kalbindeki duygunun, iç