Gelişim yalnızca ödüllendirici ve haz verici olmakla kalmaz,pek çok acıyı da beraberinde getirir. İleri doğru atılan her adım bilinmeze yönelir ve olasılıkla tehlikelidir. Tanıdık, iyi ve
doyurucu bir şeyi bırakmak anlamına da gelir. Genellikle geçmişe özlem, korku, yalnızlık ve yasla yüklü bir ayrılış ve uzaklaşma,hatta yeniden doğuştan önceki bir tür ölümdür. Daha çok çaba,sorumluluk gerektiren zor bir yaşam için daha sıradan ve kolay,az çaba gerektiren bir yaşamı bırakmak şeklinde de tanımlanabilir.
İçsel gerçek suçluluk duygusu kişinin kendi iç doğasını ya da benliğini aldatmasının, kendini gerçekleştirme yolunun kapanmasının bir sonucudur ve özünde doğrulanmış bir kendini onaylamama durumudur
İnsanların içgüdüleri artık hayvanlardaki gibi kesin bir şekilde ne zaman, nerede, nasıl ve kiminle ne yapması gerektiğini söyleyen güçlü, yanılmaz bir iç ses değildir. Bize kalan içgüdü kalıntılarıdır. Dahası bunlar zayıf, belirsiz ve kırılgandır.Öğrenme, kültürel beklentiler, korku, onaylamama sonucunda kolaylıkla saf dışı kalabilirler.
Gerçek Benlik için içe bakmak bir tür “öznel biyoloji”dir; çünkü bu çaba, kişinin kendi yapısal,yaradılışsa!, anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal gereksinim,kapasite ve tepkilerinin, yani, biyolojik bireyselliğinin bilincine varmayı amaçlar. Aynı zamanda, her ne kadar çelişik gibi görünse de, kişinin türe-özgülüğünü, yani insan ırkının tüm üyeleri ile ortak olan yönlerini yaşamasının yolu da budur.