Duyduğu ses üzerine umut etmekte haklı olduğunu anladı. Kurtulmuş olmanın verdiği heyecanla elinde tabancası ve peleriniyle askerlere doğru var gücüyle koşmaya başladı.
Stefan Zweig’ın elimdeki son kitabıydı ve bu kitap diğer kitaplarından farklı olarak 5 sürükleyici kısa hikayeden oluşuyor ve hikayelerin ilginç tarafı hepsinin ölümle veya intihar ile bitiyor oluşu... Çok manidar değil mi..? Bir kitap yazarıyla ancak bu kadar uyumlu olabilir dedim kendi kendime. Belki de Stefan, bu kitabıyla “ Ben ölüme gidiyorum işte sesimi duyan yok mu ? “ diye bağırmış; ama sesini kimseye duyurtamamış, duymamışlar...
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma
"korktuğum, hem de fal taşı gibi açılmış gözlerle korktuğum, beni korkunun anlamsız derinliklerine çeken şey yalnızca içten içe kendime kurduğum komplo, bu komplo benim büyük satranç oyununda değil piyonun piyonu olmak, tam tersine, oyunun kurallarını hiçe sayarak ve bütün oyunu altüst ederek vezirin yerini zapt etmek istememe dayanıyor sonra da belki şahın yerini ya da bütün tahtayı; bunu gerçekten yapmak isteseydim başka ve daha az insanca bir yolla olması gerekirdi. Bu nedenle sana sunduğum teklifin benim için anlamı senin için olduğundan çok daha büyük."
Seni sevip sevmediğimi soruyorsun durmadan. Çok güç bunun karşılığını vermek, mektupla hiç verilemez. Eğer bu yakınlarda yüz yüze gelirsek; soluğum kesilmezse söylerim.
Mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, çünkü onlarda aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. Yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşamaz, hayaletler yolda yalayıp yutarlar onları