‘’…insan bunları yaşadıkça öğreniyordu ve herhalde öğrenmek için yaşıyordu.’’
(İnsanların bilinç düzeyinin yetersiz olduğunu söyledim ama burada yaptığım şey bir genelleme. Elbette bu durumun istisnaları var. Peygamberler, bazı aydın ve düşünürler gibi dünya üzerinde yaşamış sınırlı sayıdaki kişi bu genellemenin dışında. Bunlar yaşadıkları çağın ilerisinde bilgi ve bilinç düzeyine sahip olan istisnai kişiler.)
Öyküde; yaşıtları üniversiteye giderken veremediği Yununca dersi sebebiyle hala liseye devam eden Liebmann’ın hazin sonu anlatılmaktadır. Liebmann, sıcak bir yaz günü yine o veremediği Yunanca dersine gitmek üzere yoldaydı. Yine geç kalmıştı. Sınıfa girdiğinde hocası onu geç kaldığı için azarlamıştı ve bütün sınıf gülerek Liebmann’ı küçük görmekteydi ya da Liebmann’a öyle gelmekteydi. Liebmann, hocasına beslediği öfkeyi bastırmaya çalışmaktaydı. Derken hocası ders sırasında yine ona gülünç sözler söyleyerek takıldı. Liebmann, daha fazla dayanamayarak hocasına cevap verdi. Bunun üzerine aralarında bir itiş kakış başladı. Hocanın yere yuvarlanması üzerine, Liebmann her şeyi mahvettiğini düşündü ve kendini köprüden aşağı atarak yaşamına son verdi.