Aristo, "İncelenmeyen hayat yaşanmaya değmez." demiş. Bugün bizler, "Kaydedilmeyen hayat yaşanmaya değmez." der gibiyiz. Yediğimiz yemekten kaybettiğimiz yakınımıza, sevincimizden kederimize her şeyi sosyal paylaşım ağlarına kaydediyoruz. Hayatlarımızın bir tür günlüğünü tutuyor, çoğu zaman gerçek ilişkilerin yerine sanal ilişkileri koyuyoruz." Tanınıyorum, o halde varım." diyoruz. Bu kalabalık dünyada yalnız kalma korkusu, ruhumuzu endişeyle dolduruyor.
Bu alem baştan sona bir hikmet sayfasıdır. Manasını anlayabilen için cennet sayılır. Bakmasını bilmeyenlerin gözüne ise bir bela zindanı, bir eziyet ve üzüntü, sıkıntı kuyusu olarak görünür.
-Zulüm ve kör bir itaatkarlık... Hangisi bir diğerinin sebebi?Zulüm sığ bir toprakta büyümeyen güçlü bir ağaç mı ya da itaat,sadece dikenlerin
büyüyebileceği terk edilmiş bir tarla mı?
-Allah her ruhun içine ona ışığa giden yolu gösterecek kılavuzu koymuştur.Ama insanoğlu, hayatın kendi içinde olduğunun farkına varmadan dışarıda aramak için çırpınmaya devam eder.