Nasıl ki görmek gözün duyusuysa,inanç da kalbin bir duyusu değil midir?Ve siyah kuşun şarkılarını dinleyip, onu dallar üzerinde uçarken gören ama kuşu eline alana kadar buna inanmayan insan nasıl dar zihinlidir!Duyularının bir kısmı yeterli değil midir? Güzel bir gerçekliğin hayaliyle yaşayan birinin bu hayali gerçekleştiremeyince o hayalden şüphe etmesi,gerçekliğe saygısızlık etmesi ve güzelliğe güvenini yitirmesi tuhaf değil midir?
Sabahattin Ali'nin serisini yaptığım; ilk okuduğum kitabı "İçimizdeki Şeytan" ile merhabalar sevgili okurlar!
Kitap hakkında bahsetmek gerekirse;ilk okuduğum kitabı Kürk Mantolu Madonna'da aldığım olumlu hisleri sevgili yazarımız bu kitapta da hissettirdi diyebilirim.
Romanın kurgu ve olay örüntüsü,karakterlerin her biri ile ayrı ayrı nizami şekilde ilişkisi,okudukça romanın bir parçası olmaya yetiyor.
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın
"kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi.Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?