Sakin kalarak çocuk büyütmek...kitabın ikinci başlığı, aynı zamanda kitabın temel konusu...Bunu yapabilmenin tek yolu da ebeveyn-çocuk ilişkisinde kendinize odaklanmanız...Bu ilişkide gerçekten
Karşıyaka'da bir kitapevinde öylece dolaşırken bir görevli tavsiye etti bu kitabı. Konusunu bir oku, beğenirsen alırsın dedi. Değişik bir yazar, değişik bir hikaye görünce hemen aldım tabi. İyi ki de almışım.
Zeus'un oğulları Hermes ve Apollo köpeklere insan aklı bahşedip mutlu ölüp ölmeyecekleri üzerine iddiaya giriyor ve bir veteriner kliniğindeki 15 köpeğe insan aklı veriyorlar. Birinin bile mutlu ölemeyeceğini iddia eden Apollo ile insan aklı ile de mutlu ölebileceklerini savunan Hermes'in bu iddiaları üzerinden aklın insanın yolunu aydınlatıp aydınlatmadığının tartışmasını okuyoruz. Bu kitap ile insan aklının sınırları, mutlu yaşam mı mutlu ölüm mü gibi sorgulamaları yaparken buluyoruz kendimizi. Köpekler insan aklının inceliklerini öğrendikçe varoluşsal sıkıntılar içinde buluyorlar kendilerini. Liderlik, sağduyu, şiddet, öfke, sevgi, cinsellik gibi kavramların köpekler dünyasına insan aklı ile farklı bir şekilde girişi çok incelikli, çok felsefi bir şekilde işlenmiş. Tanrıların hikayeye eşlik edişi ve tanrı kavramları de ayrıca hoşuma gitti.
Konu son derece ilginç, anlatım da gerçekten çok güzeldi. Bir kaç yazım yanlışını da saymazsak iyi de bir baskıydı. Aslında yazmak istediğim çok şey var ama okuyacaklara ipucu olur, tadı kaçar düşüncesi ile alıntı yapmaya bile korktum açıkçası.
Hayata dair, insan aklına ve insanın diğer canlılardan üstün olup olmadığına, mutlu yaşam mı mutlu ölüm mü sorularına yönelik sorgulamalar yapan bu kitabı herkesin severek okuyacağını düşünüyorum.
Keyifli okumalar
"Kafası karışık olanlara, Kendini bilmek gibi erdem olmaz, deriz, sanki insanın kendini bilmesi, dört işlem adıyla anılan aritmetik hareketlerinin en zor ve karmaşık, üstelik adı sanı bilinmeyen beşinci kardeşi değilmiş gibi, çevresinde olan bitene kayıtsız kalanlara, Azimli sıçan mermeri deler, deriz, sanki dünyanın acı ve acımasız gerçekleri her gün bu sözün aksini kanıtlamıyormuş gibi ve kararsızlara, Başlamak bitirmenin yarısıdır, deriz, sanki başladığımız nokta gevşekçe sarılmış bir yün çilesiin apaçık önümüzde duran ucuymuş ve onu çekmeye başladıktan sonra çilenin sonuna rahatça ulaşacakmışız, üstelik bu arada hiç kördüğüme, eprimiş yünlere rastlamayacak, bir basmakalıp söz daha kullanacak olursak, sessiz sedasız çile dolduracakmışız gibi."