19 Mayıs 1919… Bir milletin küllerinden yeniden doğduğu gün…
Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a yalnızca bir asker olarak çıkmadı; esarete boyun eğmeyecek bir milletin kaderini değiştirmek için çıktı. O gün Karadeniz’in dalgalarıyla birlikte Anadolu’ya yayılan umut, Erzurum’da direnişe, Sivas’ta milli iradeye, Ankara’da bağımsızlık meşalesine, İzmir’de ise zafere dönüştü.
İşgale boyun eğenler vardı…
“Manda ve himaye” isteyenler vardı…
Türk milletinin bittiğini sanan emperyalist devletler vardı…
Ama hesaba katmadıkları bir şey vardı:
Türk milletinin damarlarında dolaşan bağımsızlık aşkı ve bu aşka önderlik edecek olan büyük Türk Mustafa Kemal!
Atatürk ve silah arkadaşları; yokluk içinde, cephanesiz, orduları dağıtılmış bir halde bile teslim olmadılar. Çünkü onlar bilirlerdi ki; “Ya istiklal ya ölüm!” sözü, bir milletin karakteriydi.
**Sakarya’da aç susuz savaşan Mehmetçik, Çanakkale’de mermisi bitince süngüsüyle yürüyen kahraman, Dumlupınar’da canını vatana siper eden yiğit; bu toprakların asla esir edilemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi.
O büyük yürüyüşte ihanet de vardı, nankörlük de…**
Ama Türk milletinin bağrından çıkan o çelik irade, bütün engelleri ezip geçti. Çünkü ok yaydan çıkmıştı artık…
Ve hedef; tam bağımsız, çağdaş, güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti’ydi.
Bugün bize düşen görev; onların emanetine sahip çıkmak, ay yıldızlı bayrağı sonsuza kadar göklerde dalgalandırmaktır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; tüm kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet, minnet ve sonsuz şükranla anıyorum.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun! 🇹🇷