Yiğit Mert

"Çıkıp bi dolaşayım, dedim. Sesim boğumlu ve başka birinin sesi gibi çıktı. Ve muhtemelen benden başka kimse duymadı. Tütünümü, anahtarımı aldım. Kapıyı yavaşça çektim. Kilidin dili yuvasına otururken," Nereye? " der gibi bir ses çıkardı." Has**ktir, " dedim.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam
Sisifos'u dağın eteğinde bırakıyorum! Kişi yükünü eninde sonunda bulur. Ama Sisifos tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün bağlılığı öğretir. Oda her şeyin iyi olduğu yanılgısına varır. Bundan böyle, efendisiz olan bu evren ona ne kısır görünür ne de değersiz. Bu taşın ufacık parçalarının her biri, bu karanlık dağın her madensel parıltısı, tek başına bir dünya oluşturur. Tepelere doğru tek başına didinmek bile bir insan yüreğini doldurmaya yeter. Sisifos'u mutlu olarak tasarlamak gerekir.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Her yazarın yüreğinde taşıdığı o gizli çarpıntıdan payını almalısın ahbap. İçimizdeki Balzac'ların hizmetkârlarıyız bizler. Ah, bunu söylerken bile böbürlendin işte. Bunu söylerken bile bir arka fotoğrafına yakışacak pozla gülümsedin. Oysa yalnızsın. Bir uçurumdan hızla kayıyorsun. Aklın üstüne devrileceğin dikenlerde degil, elinden son anda kurtulan çiçeklerde. Ne peki bu? Doymak bilmezliğin utancını yazının karanlık koridorlarına istifleyerek daha ne kadar gizlenebilirsin? Kim sana daha fazla tahammül edebilir? Kendine bile yabancılaşmaya başlamıyor musun?
Sayfa 50·Kitabı okudu