10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 88. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:24
ツﻬஐﻬ 🆃🅸🅻🆂🅸🅼 🆅🅴 🆂🅸🆂 ~•°☆ 🆂🅴🅳 🅻🅴🅽 ﻬஐﻬツ Merhaba, bugün sizlere çok severek okuduğum #tılsımvesis serisi ikinci kitabı Adanmışa Aldanmak ile geldim. Alt başlık adının hakkını veren bir sonla kitabın kapağını kapattım. Ah neler neler oldu, ilk kitabin sonunda "Olamaz!" dediğim de bunları asla hayal edemezdim. Tılsım ve Sis, karakterleri ve sürükleyici kurgusu ile beni kendine aşık etti. Larina ile başladığımız serüvende As Valor Jarlan ile bambaşka bir evren ve aşka düştük. Ama ikinci kitabın özellikle son 100 sayfası muhteşemdi. Şimdi biz üçüncü kitabı nasıl bekleriz bilemiyorum, çabuk gelsin lütfen... Sizi daha fazla meraklandırmadan kısaca konusa geçelim; Larina, As Valor Jarlan'ı kaybetmenin acısıyla yıkılmıştı. Evine geri döndüğünde ve As'ı karşısında gördüğünde buna inanamadı. Her şey bir büyünün etkisiydi ve Balera bunun arkasındaydı. Yaşadıklarını geride bırakan çiftimizle As'ın büyük aşkına şahit olduk. Larina ne yaparsa yapsın sınırsız seven bir adam. Bu arada ısrarla evlenmek isteyen de bir Larina ! Fakat hiç bir şey güllük gülistanlık değil. Direniş tüm hızıyla devam ederken, devrik Prens krallığını geri almak için herşeyi yapmaya hazır. Ama güçlenmiş bir Larina okumak harikaydı. Vayemler onu muhteşem güçlere kavuşturmuştu. Yeirs'in Larina nın zihnine girmek isterken Larina nın onun anılarına sızması ise bizi başka bir gerçeğe götürdü. Larina'nın kardeşi Andre yaşıyordu! İşte bu noktadan sonra olaylar çok hızlı gelişmeye başladı Larina asla kardeşini bulmadan rahat edemeyecekti ama bilmediği çok fazla sır vardı ve bunların içinde onları büyük kanlı bir savaşda bekliyordu... Larina istediği düğüne kavuştu. Huş ağacı kokulu Prensi sol gözünün altından öptü. As Valor Jarlan artık onun eşiydi. Ama asıl yıkım onu kapının önünde bekliyordu! Fantastik
Tılsım ve Sis 2Seda Lena · Guardian Yayınları · 202619 okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Umut hâlâ bir yerlerde bizim için ‘Lahmacun ya da Çiğ köftedir’(:
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 14:41
Evet size nasıl yardımcı olabilirim? Şeyyy sanırım biraz depresif çokça hassasım… Kafam, rastladığım güzel yazılarla dolu ama güzel insanlar bulmak zor. Çünkü güzel bir insan olmak çok zor bir süreç. İnsanın doğarken sahip olduğu karakter özellikleri bir kenara, seneler içinde biriken bütün düşünce ve tutumları değiştirmek de zor… Işık ve karanlık aynı şeyin birer parçası. Hayatımız boyunca bir mutluluk bir mutsuzluk deneyimleriz, dans edercesine. O yüzden pes etmeyip devam ettiğimiz sürece, gözyaşlarıyla da kahkahayla da dolu anlar yaşayacağımız kesin… Üzgün ve belki de pek çok yıkım yaşamış olan ya da zar zor kontrol ettikleri bir anksiyeteyle günlerini geçiren okurlarımıza şunu demek isterim: Umarım içinizdeki görmezden gelinen, farklı sese kulak verirsiniz. Çünkü insan yüreği, ölmek istediğinde bile, çoğu zaman, bir yandan tteokbokki de isteyebilir. Yazarın 12 haftalık bir süre boyunca psikiyatristi ile yaptığı seanslardan oluşan kitaba ve sosyal medyada yükselen terapi dalgasına dadanıyor; iyileştirmese de yola devam ettiren umudun peşinden gidiyoruz. Zira bir terapi seansının kayda alınması, tarafların buna izin vermesi yaygın bir durum olmadığı gibi etik açıdan da tartışmalı bir durum. Dikkat çekici ismi, konusu, yazarın özgün tarzı kitabın bu kadar çok okunmasının başlıca nedenlerinden. Tteokbokki yerine sizi hayata bağlayan herhangi bir şeyi koyabilirsiniz. Umut bir yerlerde. Bazen birileri için de bir tabak tteokbokki’de olduğu gibi.
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Bir Ruhun Kendi Kendini İnşası ve Yıkımı:
Puan vermedi·517 syf.··
2026 51. kitabı
​Kitabı okumaya başladığımda, karşımda sadece denizci bir gencin aşka duyduğu saf tutkuyu ve bu aşk için kendini eğitme çabasını gördüm. Martin Eden, o kaba saba, eğitimsiz ama içinde devasa bir açlık barındıran denizci; sevdiği kadının, Ruth’un dünyasına girebilmek için bilgisizliğini bir zincir gibi kırmaya çalışıyordu. O "kendini yaratma" sürecindeki azmi, geceleri uykusuz geçirdiği o öğrenme sancıları, aslında hepimizin içindeki o "daha fazlası olma" arzusunun bir yansıması gibiydi. ​Ancak kitabın ilerleyen sayfalarında fark ettim ki, Martin Eden’in asıl trajedisi, yükselişinde saklıydı. O, toplumun üst kademelerine tırmandıkça, aslında ait olduğu o samimi, gerçek dünyadan uzaklaşıyor; tırmandığı o "seçkin" çevrelerin aslında ne kadar yüzeysel, ne kadar sahte olduğunu görüyordu. Birine ulaşmak için değişirken, kendinden vazgeçmek zorunda kalması... İşte bu, kitabın beni en çok yaralayan kısmı oldu. Sevdiği kadının dünyasına girdiğinde, onun aslında o dünyada olmadığını, sadece bir illüzyonun peşinden koştuğunu anladığında duyduğu o derin hayal kırıklığı... ​Jack London, Martin Eden’in kaleminden kendi hayatını mı anlatıyordu, yoksa başarının zirvesinde insanın neden uçuruma baktığını mı sorguluyordu? Başarı, Martin için bir amaçken, sonunda ona sadece bir "hiçlik" ve "yabancılaşma" getirdi. Zirveye ulaştığında artık kimseyle konuşacak ortak bir dili kalmamıştı. O kadar çok çalışmıştı ki, sonunda tek bir şey kalmıştı: "Büyük bir yorgunluk." ​Okurken şunu düşündüm; Martin Eden sadece sınıfsal bir farkın kurbanı değildi. O, kendi aklının ve ruhunun derinliklerinde kaybolan bir yolcuydu. Hayalleri gerçekleştiğinde, hayal kuracak bir şeyi kalmayan bir insanın o sessiz çöküşü... Kitap bittiğinde, zihnimde yankılanan o son sahneler, başarının sadece ulaşılan bir nokta
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
İliklerime kadar yaşadığım bir kitap oldu. Geçmişime gittim, yaşadığım duyguları dejavunun ötesinde yeniden çok güzel bir şekilde hissettim. Bu kez daha olgun bir kadın olarak daha farklı düşünerek o duyguları hissetmek bana çok iyi geldi. Bunu sağlayan yazarımız Birim Hanım'a bir kez daha teşekkür ediyorum. Kitabın devamı gelecek bir seri olmasına ayrıca sevindim. Benim için yeri ayrı olacak bir kitaptı artık serinin yeri ayrı olacak. Sare için bir şarkı sözü o anki soruya cevap olabiliyor ve Mehmet ile aşkı Grup Gündoğarken'in "Ben Hep Senin Yanındayım" şarkısı ile başlıyor. Ve bu aşk güzel bir aileye dönüşmüştü ki Mehmet yol çantasına -mor battaniye- yi de alıyor. Ardından "Haklısın." cevabı. Sonrası beyaz ceset torbası. Kaza mı, cinayet mi? Sare'nin kafasını karıştıran, aklına yatmayan noktalar ve tanımadığı insanlar var karşısında. Sonrasında yardım alınan bir öğretmen, bir medyum, bir dedektif ve bir avukat. Olayların arkasında, arkasına bakılamayacak kadar büyük (!)ler var. Sare'nin ise Mehmet'ten kalan bir oğlu ve Mehmet ile bir kızı. "Sare, aşk, cinayet/kaza, dava, çocuklar ne olacak?" "Mehmet gerçekten Sare'ye "Ben hep senin yanındayım." mı diyor? sorularının cevapları için kitabı okumak yeterli mi? Belki de seriyi tamamlamak. Ben de merakla bekleyeceğim. Yazmaya devam edecektim. Durmayacaktım. Bunu onun için yapacaktım, geride kalan herkes için yapacaktım. Ve yeniden, parmaklarım tuşların üzerinde dans etmeye başlarken bir ses kulağıma fısıldadı: ölümsüzlüğü merak ediyor musun? Ölümü benim için büyük bir yıkım olsa da bu ölümlü ve iki yüzlü dünyada saf ve gerçek aşkı bana yaşatmış olmasından ötürü ona sonsuza dek minnettar kalacağımı biliyordum.
Yalnızlığı Sen SeçmedinBirim Özer Sili · Özyürek Yayınları · 202616 okunma
Puan vermedi
UYSAL KIZ-DOSTOYEVSKİ,88 sayfa Fyodor Dostoyevski’den kısa bir öykü kitabı Uysal Kız .Yazar “ kısa olmasına rağmen bir aya yakın ciddi bir biçimde uğraştım “diyor önsözde. Uysal Kız ,genç karısının intiharından sonra bir rehincinin içine düştüğü vicdan azabını ve evliliklerinin yıkım sürecini anlatır. Kitap, gurur, iletişim kopukluğu, güç savaşı ve pişmanlık temaları üzerine derin bir psikolojik iç hesaplaşmadır. Öykü, bize genç karısının intiharı karşısında büyük bir şaşkınlık yaşayan,kafası karışmış,hata kimde diye kendisiyle öz eleştiri yapan bir adamı anlatıyor.Ama bu öz eleştiri zaman zaman tarafsızlıktan çıkıp neredeyse kendini aklama yoluna gidiyor. Adam, karısının cesedi hala odadaki masanın üzerindeyken, yaşananları kendi kendine itiraf eder gibi, kopuk kopuk ve büyük bir şok içinde anlatır. Öykü karakteri aşırı hastalık kaygısı yaşayan( hipokondriyak) ve kendi kendine konuşan bir tip.Sürekli olan olayları konuşuyor,geçmişe gidiyor,kendi hatalarını görüyor ama en çok da karısını suçluyor bunlara sebep oldu diye.Sonra tekrar pişmanlık içinde kendini suçluyor. Hikaye, 41 yaşındaki eski bir subay olan tefeci ile onun dükkanına eşya rehin bırakmaya gelen 16 yaşındaki yoksul ve kimsesiz bir kızın evliliğini konu alır. Rehinci kızı "kurtardığını" düşünerek onun üzerinde mutlak bir egemenlik kurmak ister. Bunu da fiziksel şiddetle değil, korkunç bir sessizlik ve soğuklukla yapar. Karakter, genç kadının gururunu kırmak, onu kendisine tamamen boyun eğdirmek için evde bir sessizlik savaşı başlatır.Kadının canlılığını, neşesini ve gençliğini bu sessizlikle yavaş yavaş tüketir.Kız başlangıçta gerçekten uysal, saf ve kabullenicidir. Ancak uğradığı psikolojik baskı karşısında tamamen içine kapanır.Kocasına isyan esip bağırıp çağırmak yerine ölümü seçerek
Uysal KızFyodor Dostoyevski · Doğan Kitap · 202310,9bin okunma