Yazarın kahramanının bulunduğu durumu sürekli sorguladığı görülüyor. Üstelik bu eleştirel bakışı o kadar güzel bir şekilde vermiş ki hayatın içinde verdiği örnekleri görmek mümkün. "Müzeyyen" burada maşuk olarak verilmiş. Kitabın kahramanının kafasında gerçekleştirdiği konuşmalar ve kavgalar benim ilgimi çekti. Kitapta en beğendiğim bölüm ise "Sadri Alışık" örneğiydi.
Velhasıl yazarın, kitabın baş kahramanı üzerinden verdiği fantastik ve sancısal konuşmaları basitçe vermesi ve bu konuşmaların anlaşılması için kitabın dikkatli olunması gerektiği zira anlamayan için alengirli bir dil ve daldan dala atlayan bir anlatımla suçlanacağı bir eserdir.
İçerik olarak çok zengin bir kitap olmasının yanı sıra hitap ettiği kitle bana çok gelmedi. İlber hocanın kaliteli bir yaşam için sunduğu reçeteleri gerçekleştirebilmek için evvela ekonomik olarak refahta olmak lazımdır. Toplumumuzda çoğunlukla varlığını sürdüren orta gelirli insanların aslında 'bir ömür yaşamadıkları' kanısına varıyorum istemsizce. Henüz kendi ülkesini hatta yaşamış olduğu şehri gezme imkanına sahip olamayan insanların diğer ülkeleri muhakkak görmesi gerektiğini okuyunca bu kitabın halkımız için yetersiz olduğunu düşündüm. Kitaba genel bir bakışla muhteşem öğütler verdiğini tekrar etmek isterim fakat bu öğütleri yerine getirecek iktidara sahip olamayanların hatta olamayacakların çoğunlukta olması üzücü bir durumdur.
Yazar, Farabi'yi avam ağzıyla anlatarak etkileyiciliğini düşürmüş. Düşük cümleler çok fazlaydı. Beklentimi karşılamadı. Felsefe ve Tasavvufun harmanlanarak ortaya çok güzel bir şey çıkması muhtemeldi fakat üslup yetersiz gelmiş.