Zeynep Feyza Yıldız

Zeynep Feyza Yıldız
@yildiz_dev
“Bir daire, yaşamımdaki gizli dönüşümlere göndermeler yapıyorsa, kendine özgü, ruhsal diyebileceğimiz bir yaşarlık taşıyor demektir” diye cevapladı. “Beni tutsak ediyorsa o daire, düşüncenin kısır döngüsüdür. Ancak bütün kısır döngüler zaman girdaplarına işaret eder. Onları yabana atmamak gerek. Onlar da yaşamın doğal bir gerçeği. Daire bana mutlaklığı çağrıştırıyorsa bir aşk simgesidir. Hem aşkı hem ölümü çağrıştırıyorsa ona ‘Felek Çemberi’ demek daha doğru olur. Daire usul usul dönüyor ve birtakım duaları düşündürüyorsa tanrısallığa açılan küçük bir kapıdır. Bütün bunların hepsi o dairede bir arada varoluyorsa o daireyi bir tür benlik çekirdeği olarak düşünebilirsin. Bilirsin, biz Doğulular benliğimizin tanrısal özünü hiçbir şeye değişmeyiz. O öz indirgenemez. İstesek de bu elimizden gelmez. Biz doğulular kendimizi Tanrı ile doğa arasında bir berzah gibi algılarız. Berzahın dokunulmazlığı vardır. Hepsinden önemlisi kutsaldır.”
Reklam
Puan vermedi·72 syf.·
60 günde okudu
·
2024 9. kitabı
H. G. Wells
7.4/10 · 37,1bin okunma
Okuduğum her satır yazının, izlediğim her kare filmin, düşündüğüm her düşüncenin gerçek ve canlı bir yaşantıya dönüştüğü ve beni yargıladığı geçitteyim. Bilgilerim bana karşı. Bilgilerim vicdan olup yargılıyor beni. Beynimdeki sinema ekranında, belleğim vicdanım oluyor. Düşüncelerimi yaşıyorum. Bir akarsu hızıyla düşüncelerim zaman ve uzam oluyor. Düşüncelerim, hayallerim yargılıyor beni. Bir insan teki olarak ne kadar çok günahım, ne kadar çok sevabım olduğuna şaşıyorum. Bir günü beşyüz yıl gibi yaşamışım ve şu anda, çoğalıyor, çoğalıyor o yüzyıllar. Kendimin değil, belki de tüm insanlığın bilinçaltıyım.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Bugün, öğlen yiyebileceğim bir şeyler almak için markete girdim ve bir anda çok garip bir duyguya kapıldım, sahip olduğum bu hayatın ne kadar olasılık dışı olduğunu fark ediverdim birden. İnsanlığın geri kalanına gitti aklım; çoğu sana bana kıyasla sefalet içinde yaşayan, benzer bir marketi ne görmüş ne de içine girmiş insanları düşündüm. Verdikleri onca emeğin meyvesi de bu işte, bu! Bizim gibi insanlara layık görülen bu yaşam biçimi! Plastik şişelerde satılan marka marka gazlı içecekler, paketlenmiş yiyecek menüleri, ambalajlı şekerlemeler ve taze pişirilmiş tatlılar; bu kadar işte, dünyada verilen tüm emeğin, harcanan tüm fosil yakıtların, kahve çiftliklerinde ve şeker tarlalarında dökülen tüm alınterinin meyvesi bu! Bu gıda marketi! Düşünürken başım döndü. Hakikaten midem kalktı. Hayatımın bir televizyon şovu olduğunu birden hatırlamış gibiydim; şovun yapılabilmesi için her gün insanlar ölüyor, çocuk, kadın demeden en feci şekilde kıymaya çevriliyordu, sırf ben tek kullanımlık plastik ambalaj katmanlarına sarılmış çeşitli öğle yemeği opsiyonlarından birini seçebileyim diye. Bu yüzden ölüyorlardı, büyük deney dedikleri buydu. Kusacağım sandım. Tabii uzun süremez böyle bir his. Günün, hatta belki haftanın geri kalanında keyfim olmayabilir de, n'olmuş yani? Sonunda parasını verip yine öğle yemeği alacağım.
Puan vermedi·248 syf.·
28 günde okudu
·
2024 8. kitabı
Hasan Ali Toptaş
7.7/10 · 22,1bin okunma
Reklam