Nice gündüzler, geceler geldi geçti köyün üzerinden, nice haftalar birbirini izledi. Sürüngen aylar geldi gitti. Rüzgâr uğuldadı, kötü havalardan haber getirdi. Don Irmağı güzün yeşilsi mavi saydam renklerine sarınmış, cam gibi öyle, hiçbir şeyi umursamadan, denize doğru aktı durdu.
Bu muhteşem kitabı tavsiye üzerine okudum, kitap yazarın otobiyografisi! Bir aile ancak bu kadar acıklı bir hayat
yaşayabilir, yazar bunu harika bir şekilde okuyucuya aktarıyor.
1.dünya savaşı yıllarında geçen roman o dönemi ve o dönemde yasanan sıkıntıları, savaşın yıkıcılığını, en önemlisi savaşın geride bıraktığı muhtaç ve kimsesiz insanları anlatıyor.
Kitap ilerledikçe insan yaşadığı hayattan utanmaya başlıyor, yediğiniz yemek boğazınızdan geçmiyor. Abarttığımı düşünenler, kitabı okurlarsa hak vereceklerdir. O masum insanlara yardım edememek
insanı kahreden bir durum. Bir çok sayfada ağlama nöbetleri geçirebilirsiniz. Etkisini uzun süre üzerimden atamadım. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan.
Saygılar.
".. çünkü dua mutlu insana anlam açısından içi boş ve tekdüze bir bütünlük olarak görünür, ta ki bir gün keder o bahtsıza, Tanrı'yla konuşmasına aracılık eden bu ulvi dili açıklayana dek."