Yeni manzaraları görme hissi insanı gafletten uyandırıyor minvalinde bir yazı okumuştum.
Bu yazı nedense bu yıl İstanbul’da manzaramdaki cansız varlıkların hayretini değil de baktığımda hayrete düştüğüm akıl sahibi insanların gafletine düşürdü.Belkide dikkatim buna celb etti.
Şehir öyle bir hal almış ki,
görmem gereken yerlere nazaran görmemem gereken manzaralar daha fazla zuhur etmiş.
En kötüsüde bu duruma sanırım herkes alışmış ve yabancılık çeken ben sükutumda kimi zaman hüsnüzan kimi zaman buğz etmekten başka bişey yapamadım.
Ne yapmamalıydım ya da ne yapmalıydım.
Çünkü öyle bir çağa denk geldik ki insanlara nasihat vermek dahi yanlış anlaşılıp farklı tepkilere sebebiyet verebiliyor.
Şu zamanda sanırım yaşadığın hayat davanı en iyi temsil edecek bir tebliğdir.
Ben doğu illerinde büyüdüğüm için mi bana garip geldi yoksa dinin emirleri burda çok mu garip kalmıştı,anlayamadım.
Sahipsiz bırakılan dinin garip insanı…
Daha önce bir kaç defa daha gelmiştim nedense böyle hissetmemiştim belki mevsimsel bir manzara diye düşündüm.
Ama hangi çağın mevsimi islamdan uzaktır ki…
Ve hangi çağın güneşi islam emri ile doğmaz.
Asra islamın idrakini okutamayan insanın tercih ettiği ve şehrin silüetine inen çıplaklık.
Hadlere riayet edilmeyen bir hal.
Kınayıcı bir tavır değil aslında yazmak istediğim
belki dini bir vazife ifsat ediliyordu ama toplum ahlakıda iffetten yoksun ve ifşa edilir bir halde…
Burda ailenin ve doğduğun şehirin ehemmiyetimi daha çok anladım.
Ve her şehrin ve her insanın kendi şahsiyetine münhasır bir duaya ihtiyacı olduğu kanısına vardım ve buna çoğu zaman bizzat şahsın kendisi değilde dışardan bir gözlemci sanki daha iyi karar veriyor gibi hissettim…
İstanbul kendi hakikatine ve değerlerine yabancılaşmanın zirvesinde olup,
Kendimce bu şehre ona gönül gözüyle
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazılarım uzun ve sıkıcıdır, arka fonda çalsın youtu.be/U8oLGWSDVsE?si=...
Ben meselelere hendese ilminin verdiği düşünme sistematiğiyle önce konuyu anlama, derinleştirme, tahlil etme, tetkik etme, fayda zarar analizi, hasar tespiti ve nihayetinde çözüm önerileri sunarak ilerleyeceğim.
Modern insan, varoluşsal zeminini yitirdikçe siber mecraların yapay vitrinlerinde kendine sahte bir cennet inşa etme yarışına girişmiştir. görünüyorsam varım yanılgısıyla şekillenen bu yeni dünya düzeni, insanın fıtri istikametini kaybetmesinden doğan dehşetli bir performans kaygısını ve modern bir riyakarlık buhranını beraberinde getirmektedir. En mutlu anların, en şık kıyafetlerin ve derinliği hazmedilmemiş entelektüel alıntıların sergilendiği bu dijital panayırda, insanlık kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır. Oysa hakiki samimiyet; insanın zayıflığıyla, acziyetiyle, kusuruyla ve yaralarıyla barışık olmasıyla var olur. Yaraların gizlenip sadece kurgulanmış başarıların yarıştırıldığı bu çağda, samimiyet erişilmez bir lüks haline gelmiş, kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemediği için de kitleler derin bir anlaşılamama sızısıyla baş başa kalmıştır.
Bu marazi tabloyu ve ruhsal yarılmayı tahlil ederken Furkan-ı Hakim’I esas kaynak olarak almak elzemdir.
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme yarışıdır.
Ayet-i kerimenin açıkça ihtar ettiği bu mahiyet, insanın dijital ekranlarda sergilediği cafcaflı ama içi boş tasannu hayatının tam bir tasviridir. İnsanın dış dünyaya sunduğu mükemmeliyetçilik maskesi, Fahr-i Kainat Efendimiz’in (sav) Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. bu nebevi ihtarı, hakiki kıymetin dış görünüşte, takipçi sayılarında yahut vitrinlerdeki
Esra Nevi Şahıs Hanım
@Fani_biri
·
İnsanlar artık vitrinlerde yaşıyor. En mutlu anlar, en şık kıyafetler, en entelektüel alıntılar hep sergilenmek için. Bu kadar "görünür" olma çabası, insanı derin bir performans kaygısına sürüklüyor. Herkes birbirinin sadece "en iyi versiyonunu" görüyor. Oysa samimiyet, insanın zayıflığıyla, kusuruyla, yarasıyla var olur. Yaralarımızı gizleyip sadece başarılarımızı yarıştırdığımız bir dünyada, samimiyet bir lüks haline geldi. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissediyor çünkü kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemiyor
Yazılarım uzun ve sıkıcıdır, arka fonda çalsın youtu.be/U8oLGWSDVsE?si=...
Ben meselelere hendese ilminin verdiği düşünme sistematiğiyle önce konuyu anlama, derinleştirme, tahlil etme, tetkik etme, fayda zarar analizi, hasar tespiti ve nihayetinde çözüm önerileri sunarak ilerleyeceğim.
Modern insan, varoluşsal zeminini yitirdikçe siber mecraların yapay vitrinlerinde kendine sahte bir cennet inşa etme yarışına girişmiştir. görünüyorsam varım yanılgısıyla şekillenen bu yeni dünya düzeni, insanın fıtri istikametini kaybetmesinden doğan dehşetli bir performans kaygısını ve modern bir riyakarlık buhranını beraberinde getirmektedir. En mutlu anların, en şık kıyafetlerin ve derinliği hazmedilmemiş entelektüel alıntıların sergilendiği bu dijital panayırda, insanlık kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır. Oysa hakiki samimiyet; insanın zayıflığıyla, acziyetiyle, kusuruyla ve yaralarıyla barışık olmasıyla var olur. Yaraların gizlenip sadece kurgulanmış başarıların yarıştırıldığı bu çağda, samimiyet erişilmez bir lüks haline gelmiş, kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemediği için de kitleler derin bir anlaşılamama sızısıyla baş başa kalmıştır.
Bu marazi tabloyu ve ruhsal yarılmayı tahlil ederken Furkan-ı Hakim’I esas kaynak olarak almak elzemdir.
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme yarışıdır.
Ayet-i kerimenin açıkça ihtar ettiği bu mahiyet, insanın dijital ekranlarda sergilediği cafcaflı ama içi boş tasannu hayatının tam bir tasviridir. İnsanın dış dünyaya sunduğu mükemmeliyetçilik maskesi, Fahr-i Kainat Efendimiz’in (sav) Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. bu nebevi ihtarı, hakiki kıymetin dış görünüşte, takipçi sayılarında yahut vitrinlerdeki
Esra Nevi Şahıs Hanım
@Fani_biri
·
İnsanlar artık vitrinlerde yaşıyor. En mutlu anlar, en şık kıyafetler, en entelektüel alıntılar hep sergilenmek için. Bu kadar "görünür" olma çabası, insanı derin bir performans kaygısına sürüklüyor. Herkes birbirinin sadece "en iyi versiyonunu" görüyor. Oysa samimiyet, insanın zayıflığıyla, kusuruyla, yarasıyla var olur. Yaralarımızı gizleyip sadece başarılarımızı yarıştırdığımız bir dünyada, samimiyet bir lüks haline geldi. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissediyor çünkü kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemiyor
Yazılarım uzun ve sıkıcıdır, arka fonda çalsın youtu.be/U8oLGWSDVsE?si=...
Ben meselelere hendese ilminin verdiği düşünme sistematiğiyle önce konuyu anlama, derinleştirme, tahlil etme, tetkik etme, fayda zarar analizi, hasar tespiti ve nihayetinde çözüm önerileri sunarak ilerleyeceğim.
Modern insan, varoluşsal zeminini yitirdikçe siber mecraların yapay vitrinlerinde kendine sahte bir cennet inşa etme yarışına girişmiştir. görünüyorsam varım yanılgısıyla şekillenen bu yeni dünya düzeni, insanın fıtri istikametini kaybetmesinden doğan dehşetli bir performans kaygısını ve modern bir riyakarlık buhranını beraberinde getirmektedir. En mutlu anların, en şık kıyafetlerin ve derinliği hazmedilmemiş entelektüel alıntıların sergilendiği bu dijital panayırda, insanlık kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır. Oysa hakiki samimiyet; insanın zayıflığıyla, acziyetiyle, kusuruyla ve yaralarıyla barışık olmasıyla var olur. Yaraların gizlenip sadece kurgulanmış başarıların yarıştırıldığı bu çağda, samimiyet erişilmez bir lüks haline gelmiş, kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemediği için de kitleler derin bir anlaşılamama sızısıyla baş başa kalmıştır.
Bu marazi tabloyu ve ruhsal yarılmayı tahlil ederken Furkan-ı Hakim’I esas kaynak olarak almak elzemdir.
Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir övünme yarışıdır.
Ayet-i kerimenin açıkça ihtar ettiği bu mahiyet, insanın dijital ekranlarda sergilediği cafcaflı ama içi boş tasannu hayatının tam bir tasviridir. İnsanın dış dünyaya sunduğu mükemmeliyetçilik maskesi, Fahr-i Kainat Efendimiz’in (sav) Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. bu nebevi ihtarı, hakiki kıymetin dış görünüşte, takipçi sayılarında yahut vitrinlerdeki
Esra Nevi Şahıs Hanım
@Fani_biri
·
İnsanlar artık vitrinlerde yaşıyor. En mutlu anlar, en şık kıyafetler, en entelektüel alıntılar hep sergilenmek için. Bu kadar "görünür" olma çabası, insanı derin bir performans kaygısına sürüklüyor. Herkes birbirinin sadece "en iyi versiyonunu" görüyor. Oysa samimiyet, insanın zayıflığıyla, kusuruyla, yarasıyla var olur. Yaralarımızı gizleyip sadece başarılarımızı yarıştırdığımız bir dünyada, samimiyet bir lüks haline geldi. İnsanlar anlaşılmadıklarını hissediyor çünkü kimse gerçek halini göstermeye cesaret edemiyor