yollara, dağlara, denizlere, yağmura, kuşlara, çocuklara, şalvarına, çarığına, bir bardak çaydaki muhabbete, heybesindeki kitaplara, çiçek dolu kırlara, köylere ve dahi izleyebildiği her gün doğumu ve gün batımına meftun..
Kolaylıklar arkasından, kısıtlamalar ve yoksunluklar geldiğini biliyordum. En az hareketle, en çok şeyi yapmak hiç de iyi bir fikir değildi. Sonunda eşya haline getiriyordu insanı.