yollara, dağlara, denizlere, yağmura, kuşlara, çocuklara, şalvarına, çarığına, bir bardak çaydaki muhabbete, heybesindeki kitaplara, çiçek dolu kırlara, köylere ve dahi izleyebildiği her gün doğumu ve gün batımına meftun..
Biz ölümlüler, Âdem ve Havva’nın çocukları da hayatı böyle yapabilir miyiz? İstikametini, akışını, yerini yurdunu bulmuş ve serazat bir akışla kendi varlık nehrinde akan bir hayat.
Güzellik bazen sadece kendiniz olmanın özgürlük ve beraklığındadır. Başka bir şeye ihtiyaç yoktur. Kâbe olağanüstü yalınlığında güzeldir. Dışarıdan müdahalelere boyun bükmeden, dışarının beklentilerine uymak için kendini değiştirmeden, kendiliğinden ve saf varoluş.