Bilim sosyolojisi üzerine yazılmış dili sade ve anlaşılır bir eser. Bilimin ne olduğundan ziyade genellikle ne olmaması gerektiğini okuyoruz bu kitapta. İnsanın tabiatı gereği, bir şeyi savunması, bir şeyin doğrusunu ya da yanlışlığını ispat etme çabası bir yanlılık oluşturabilir. Siyasetin, dinin ve ideolojilerin dönemsel olarak değiştiği bu dünyada, insan görüşünün değişmesi bilimi muhakkak etkilemektedir. Ama iyi ama kötü yönde. Etkilenen bu bilimle, dini, siyasi toplulukların da etkilenmesi beklenmesi gereken bir sonuçtur.
Bilimin en objektif şekilde ortaya konması için taraf farketmeksizin siyasetin ve değişen ideolojilerin bilimi her şartta desteklemesi ve bunu göstermesi gerekir. Din adamlarının da dine mensup olan bireylere, din ve Bilimin çatışmadığını, zaman zaman ortak noktaları olan iki ayrı konu olduğunu belirtmeleri gerekir. Ancak din ve devlet adamları ne kadar bilimin tarafsızlığını savunsa da bilim bir yerlerde yanlı olmaya devam edecektir. Çünkü ayrışma, bir fikri savunma, bir ideayı gerçekleştirme hayali insanın doğasında vardır. Bilim insanı, yanlılığı tercih ederse bilimi de yanlı olacaktır, bilim insanı ne kadar insan kimliğinden uzaklaşırsa bilimi de o denli objektif olacaktır.