"... çok bilmiş ve çalımlı insanlara, sürekli ithamda bulunanlara, ilkelerini kendilerine saklamak yerine başkalarına dayatanlara hiçbir zaman tahammül edemedim."
"Geçmiş sayılmıyor; sona eren, faydasız bir zaman dilimi geçmiş, hatalarla yahut naiflik veya cehaletle dolu; artık sadece acınası addedilen ve nihayetinde şu düşünceyi hem hükümsüz bırakan hem de içine alan bir zaman dilimi: 'Ah ne kadar da cahildim, ne kadar da aptal ve masumdum; beni nelerin beklediğinden bütünüyle bihaberdim ama şimdi farkındayım hepsinin.' Ve bu farkındalıkla yine aciziz yarının bambaşka bir şey getireceğinin ve bugünün bize tıpkı dünyada bir önceki gün veya dünyaya salıverildiğimiz gün kadar saçma geleceğinin bilincine varmaktan veyahut belki de gecenin bir yarısında, o bıkkın ve mağrur ayın altında atılmışızdır dünyaya. Bir aldatmacadan diğerine gezer dururuz ve bu bağlamda kendimizi kandırmayız aslında ama yine de, her seferinde doğru sayarız o son yalanı."
"... pek azımız arzuladığımızı elde ederiz; elde etmeyi başarsak da uzun süre elimizde tutamayız ... Hiçbir zaman garantisi olmayan, nadiren korunabilen ve her an kayıp gidebilecek birtakım şeyleri elde etmek için hiç düşünmeden, canımızı dişimize katarak çabalar dururuz; hiçbir şey sonsuza dek kazanılmaz; elde edeceğimizin kalıcı olmayabileceğini unutur ve çok defa savaşır, iş çevirir yahut yalan söyleriz, alçakça davranışlar da bulunur, ihanet ederiz ya da fesat çıkarır, suç işlenmesine sebep oluruz (hepimizde olan çok eski bir kusurdur mevcut durumu nihai olarak algılamak, kaçınılmaz biçimde, insanı çileden çıkartacak şekilde geçici olduğunu unutmak) ve etkisi bir kez geçtikten, geçerliliğini yitirdikten sonra savaşların ve çevrilen işlerin, yalanların, alçaklıkların, ihanetlerin ve suçların hepsi anlamsız ya da daha da kötüsü yüzeysel gelir bize: Hiçbir şey değişmezdi bu zahmete girmeseydik de; ah ne büyük bir enerji israfı, nasıl da nafile bir savurganlık."
"Ne unutmak ne üstesinden gelmek ne de, dedikleri gibi, yoluma bakmak istiyorum, aynı şekilde devam etmek, bir zamanlar yaşadığım şeyin bir uzantısını yaşamak istiyorum. Hiçbir zaman memnuniyetsiz bir insan olmadım, değişim ihtiyacı duymadım, sıkılan ve harekete, çeşitliliğe, önce kavga dövüşe, ardından barışmaya, mutluluktan havalara uçmaya ya da dehşete düşmeye gereksinim duyan insanlardan olmadım. Sahip olduğum şeyi sonsuza dek yaşayabilirdim pekala. Halinden hoşnut ve memnun insanlar vardır hani, sadece her yeni günün bir öncekiyle aynı olmasını isterler. İşte ben onlardandım. Ta ki her şey bozuluncaya kadar."
"... hepimiz neysek onu satıyor ya da pazarlıyoruz işte, kendi meziyetlerimizi sunuyoruz, en iyisi kabul etmek bunu ve toplum içine giren herkesin bir tür soytarı rolünü oynamak durumunda kaldığını bilmek ... herkes herkesin soytarısı bu dünyada ..."