Aylin

Aylin
Bu sadece... kötü bir rüya! Uyan uyan. Ruhların Kaçışı-Hayao Miyazaki
39 kütüphaneci puanı
714 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
9/10
·304 syf.··
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 15:30
Olga Tokarczuk ’ un kitapları benim için her zaman farklı bir okuma deneyimi oluyor. Yazarla ilk olarak Yakup’un Kitapları ile tanışmıştım. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde ise farklı bir yolculuk oldu.  Aynı yazara ait olmalarına rağmen, iki kitap arasında anlatım ve atmosfer farkı olduğunu düşünüyorum. Hatta kitabı bitirdikten sonra, gerçekten aynı kalemden mi çıktılar diye bir an durup düşündüm. Kitap, hayvanlar, doğa ve insanlar üzerinden ilerleyen bir olay örgüsüne sahip. Polisiye ile felsefenin iç içe geçtiği, ara ara astronomi ve doğaya dair bilgilerin de yer aldığı zengin bir anlatım sunuyor. Başlangıçta durağan ve zaman zaman karanlık bir atmosfer hakim olsa da, ilerledikçe hikâye derinleşiyor ve finalde “iyi ki okumuşum” hissini veriyor. Tokarczuk’un anlatımının kolay ve bir solukta okunabilir bir tarzda olmadığını düşünüyorum. Sabır ve dikkat gerektiren bir yazar; ancak bunun karşılığında size alışılmışın dışında, düşündüren ve farklı bir bakış açısı kazandıran bir okuma deneyimi sunuyor. Bu yönüyle, farklı ve derinlikli metinler okumayı sevenler için oldukça etkileyici bir eser. Tavsiye ederim. Keyifle okuyun.
İnceleme
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,057 okunma
Reklam
Biraz hüzün, çokça ironi.
8/10
·104 syf.··
2026 13. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 23:47
Uzun süren evliliğinizi size zehir eden eşinizden kurtulmak için ne kadar ileri giderdiniz? Sizinkini bilmiyorum ama ana karakter Desire' nin buna cevabı çok net. "Etrafına rezil olmak pahasına kendini bunamış bir ihtiyar gibi gösterip huzurevine yerleşecek kadar." :)) "Bereket çok öncesinden ve Moniek'ten habersiz, cansız be­denimin akıbetinin umurumda olmadığını vasiyetime kaydet­tirmiştim. Toprağa, eşimin yanına konulmayayım yeterdi! Mo­niek ve ben gerektiğinden uzun zaman birer ceset gibi yan yana yatmıştık zaten. Bu birlikteliği aile mezarlığında da devam et­tirmenin gereği yoktu. Kabrinde tek başına yatsındı!" Sayfa 66 Keyifle okuduğum trajikomik bir hikayeydi benim için. Tavsiye ederim.
İnceleme
Geç KalanDimitri Verhulst · İthaki Yayınları · 2022535 okunma
"Huckleberry Finn' i Cormac McCarthy yazmış gibi."
10/10
·272 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 14:50
İnceleme sayılmaz yazacaklarım; sadece bir kaç cümleyle kitabın bende bıraktığı etkiyi anlatmak istiyorum:) 2018 Pulitzer kurgu ödülü finalistiymiş kitap, ödülü neden alamadığını merak ediyorum. Çünkü uzun zamandır okuduğum en sürükleyici hikayeydi. Ana karakter Håkan' in yolculuğunun her noktasında kendimi ona eşlik ediyormuş gibi hissettim. İfade edilen duyguyu yaşayarak okuyabildiğim kitapların yeri ayrı bende. Uzaklarda da böyle bir kitaptı. Bir yandan sonunu merak edip bitsin istedim bir yandan da hiç bitmesin. Kısacası, okumanızı tavsiye ederim :)))
İnceleme
UzaklardaHernan Diaz · İthaki Yayınları · 2024162 okunma
8/10
·144 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 22:30
Kısa ve oldukça sade anlatımı olan bir kitap. Yazarın kendi hayatından bir kesit. Diğer soykırım hikayeleri gibi değildi. Yazar ailesini kamplarda kaybetmiş, kendisi kaçarak, saklanarak hayatta kalmış. Bir bakıma acıyı çekenlerin değil tanık olanın hikayesi denilebilir. Yahudi soykırımına ait kitaplar okuduğumda hep düşündüğüm şu oluyor; "Böylesi bir acıyı yaşamış olanlar nasıl şimdi bu kadar acımasız olabiliyorlar?" Canı yanan daha mı çok can yakmak istiyor? ... O dönem yaşananlara farklı bir bakış açısıyla bakmak ya da ifade uygun olur mu bilmiyorum ama daha yumuşak bir anlatım istiyorsanız tavsiye ederim.
İnceleme
Acı OtlarMarga Minco · Doğan Kitap · 2023266 okunma
9/10
·1024 syf.··
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 20:12
Kolay mı okudum? Hayır. Okuduğuma memnun muyum? Evet. :)) Kitap hakkında söylenecek çok şey var. Ama araştırması ve yazımı yaklaşık yedi yıl süren bir kitap için yazacağım bir kaç cümle elbette yeterli olmayacak ama bir fikir verebilir umarım. Her şeyden önce kitap bir roman, aynı zamanda din, tarih ve felsefe kitabı da. Konu; 18. Yüzyılda kendini dinin baskıcı kuralları altında ezilmiş hisseden ve kurtarıcı, mesih umudu içinde olan bir Yahudi cemaatinin ve bu arayış ortamında tanıştıkları, tam anlamıyla bu ihtiyaca uygun olan Yakup Frank' ın uzun yolculuğu. Yahudilik, İslamiyet ve Hristiyanlık arasında gidip gelen bir hikaye. "Yakup' un etrafında toparlanan bu insanların ihtiyacı aslında bir mesih mi yoksa kendi yozlaşmışlıklarını meşrulaştırma, bir kılıf bulma uğraşı mı? İnanç mı hayatta kalma çabası mı? Bir insan gerçekten mesih olabilir mi, yoksa insanlar onu mesih yapmaya karar verdiğinde mi mesih olur?" gibi soruların cevap bulacağı bir kitap.  Yazarın tarzı şimdiye kadar okuduğum diğer yazarlardan çok farklı geldi bana. Kitapta ilerlerken ister istemez sürekli bir sorgulama durumu içinde oluyorsunuz. Bunun yanında kitap bilinçli oluşturulmuş bir zaman-mekan kopukluğu içerisinde ilerliyor. Bu durum ilk bölümlerde okumayı zorlaştırsa da, hikayeyi anlamak için bunun gerekli olduğunu okudukça anlıyorsunuz.   Benim için doyurucu bir kitaptı diyebilirim. Din ve felsefeye ilgisi olanlara tavsiye ederim. Yardımcı olması umuduyla şuraya kitabın çevirmenin incelemesini de ekliyorum. Keyifle okuyun. google.com/amp/s/kayipriht...
İnceleme
Yakup’un KitaplarıOlga Tokarczuk · Everest Yayınları · 202448 okunma
Reklam