Judith bir gün annesine eskiden ikiz olup artık olmayanlara ne dendiğini soruyor.
İki kat halinde bükülmüş bir fitili eritilmiş balmumuna batırmakla meşgul olan annesi donup kalıyor ama ona bakmıyor.
Her pazar mezarın önünden geçmek hem çok acı hem de büyük hir keyif. Agnes toprağın üstüne yatıp mezarı vücuduyla örtmeyi istiyor. Çıplak elleriyle kazmayı istiyor. Bir ağaç dalıyla vurmayı istiyor. Rüzgâr ve yağmurdan korunabilmesi için, üstüne bir şey yapmak istiyor. Belki bir gün o da orada, mezarın içinde, oğluyla birlikte yaşar.
Oğlunun giysilerini ne yapacağını bilemiyor..
Hamnetin yatmadan önce çıkarıp üstüne bıraktığı sandalyeden giysilerini almayı haftalar boyu beceremiyor Agnes.
Agnes gün boyu ve sabaha kadar ağlamanın mümkün olduğunu görüyor. Ağlamanın farklı farklı türleri olduğunu görüyor. Gözlerden ansızın boşanan yaşlar, derinden gelen, işkence gibi hıçkırıklar, dur durak bilmeksizin sessizce akan yaşlar...