Kitabı bir kaç defa elime aldım fakat bir türlü başlamadım. Bana göre kitap okumanın zamanı yoktur ama kitabın ruhuna işleyebilmesi için doğru zamanda okunması gerekir. Belki hissetmedim ve başlamadım. Ama sonunda başladım ve bitirdim belki ben de biraz bitmiş olabilirim, mühim değil. Bitirdikten sonra dakikalarca sayfaları dalgın bir şekilde karıştırdım. Hiçbir şey düşünmeden -ya da çok şey düşünmekten hızına yetişemediğim için hiçbir şey gibi anlıyorum, bilmiyorum- etrafıma baktım. Onlar harikalardı ama artık onlar yoktu...
Kalemle çizerek okuyacağımız değil gözümüzle gönlümüzle hissedeceğimiz, kalbimize yazacağımız bir kitap. Zaten kalkışsak tüm kitabın altını çizmek durumunda kalırız. Gerçekten tamamı kalbimde ve zihnimde yazılı. Müthiş bir tutku ve herkesin şahit olması lazım.
"Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim..." dedi.
Evvela ne demek istediğini anlamadım. O da bir an durdu ve ilave etti:
"Nereye çağırırsan gelirim!"
Ölüm yine her şeyi değiştirdi.