Ben de seninle uğraşamam biliyor musun? Aynı düşüncede birleştiğimiz tek nokta da bu zaten. Kısacası uzak dur ve yoluna git.
Benim böyle olmamam gerekirdi
Sahte tüfeği kafama dayamış, korkmamı bekliyorsun Düşüncemin geldiği yere git, kendine yer kap Burası benim ilim yerim, kendimle ilgili sorunum varsa Bırak doktorum olan ben uğraşayım Şeytan yoluna girişleri annem keserdi, giremezdim Babam için cennet gerekli, ben hep bunu bildim İçimdeki ateşle oynamaktan yanıyor içim Ve bi' gün memleketten yedi yüz elli kilometre ileri gittim Yarın için bir defans taktiği bulmalıyım, bulayım Çok kişiyi öldürdüm, cesetlerinde parmak izim yoktu Soğukluk içimi ürpertti, damar kanım dondu Bu yeniden başlamasından korktuğum kaçıncı sondu? Canım yandığında birkaç hafta bağırdım Fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım Gelecek adına hiçbir hayali resme dökemez parmaklarım İçimde iyiliklerimin dedikodusunu yapan şeytanlarım Zaman akıp gittikçe gözlerim daha çok doluyor Vakit gider, gelmez, işte bu canımı çok sıkıyor Hata ve yanlışlarım çırılçıplak, o kadar utanç verici ki Benim böyle olmamam gerekirdi
Sagopa Kajmer
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Boşunadır sözün bana, benden yâr mı olur sana? Merhem süremem yarana, var git yoluna…
Müzik
Biraz daha
Buğula bakışlarımı, gitme gönlümden; bağlamasın hicran yollarımı. Hissedemezken suretini, gönlümde kalsın; yalvarırcasına bırakmam arkanı. Gölgenle yetinmesine tutulmuşken kalbine, istemem bana el kimse olmanı. Kapıyı araladın ya; kal yoldaş ya da git yoluna dercesine... Kafanın içerisindeki savaş bitince kaldırmak isterim kadehleri; Sarılmak isterim sıkıca, mutluluğunu hissederim derin aldığında en temiz nefesi. #Nankör
Şiir
benim mevsimim incitir seni
Rüzgâr Gülü, Yok, olmaz... Seninle aynı yolu yürüyemeyiz. Ben sana eşlik edecek doğru yol arkadaşı değilim. Benimle yürüyenlerin ayaklarına çiçekler değil, dikenler batar. Yolum dümdüz uzanan yollar gibi değildir; virajlıdır, yorgundur, yer yer karanlığa sapar. İnsan bir süre dayanır belki ama sonra yürüdüğü yolun ağırlığı omuzlarına çöker. Ben bunu biliyorum, çünkü ardımda bıraktığım izlere dönüp baktığımda hep aynı sessizliği görüyorum. Benim mevsimime güneş pek uğramaz, Rüzgâr Gülü. Gökyüzüm uzun zamandır bulutlarını toplamayı unuttu. İçimde yıllardır iyileşmeyen duygular taşıyorum. Kangrene dönmüş yaralar gibi duruyorlar orada; ne kesip atabiliyorum ne de onlarla yaşamayı öğrenebiliyorum. Her gün biraz daha içime işliyor, biraz daha zehirliyor beni. İnsan bazen acısına alışıyor sanıyor ama alışmak başka, onunla birlikte çürümek başka şeymiş. Ben bunu çok geç öğrendim. Bu yüzden sen yoluna başka bir mevsimde devam et. Ben senin için karanlığım; sen ise benim gözlerimi kamaştıracak kadar aydınlıksın. Senin içinde filizlenen umutları, benim kuraklığıma emanet etmek istemiyorum. Çünkü umut da bir çiçek gibi; yanlış iklimde açmıyor, açsa bile uzun yaşamıyor. Sen baharı hak eden birisin, bense hâlâ kışın içinde kaybolmuş bir yolcu. "Deneyelim" deme. Çünkü bir zamanlar buna ben de inandım. Birinin sevgisinin mevsimimi değiştirebileceğini sandım. O da güneşe aldanıp gelmişti. Ufukta gördüğü birkaç ışığı bahar sanmıştı. Oysa ışık başka şeydi, sıcaklık başka. İklimim yaşatmadı onu. Elimde kalan tek şey fırtınanın gürültüsü oldu. Şimdi aynı hikâyeyi bir kez daha yazamam. Bir başkasının gözlerinde sönen ışığı izlemek kadar ağır bir şey yokmuş. Bu yüzden git demiyorum sana; sadece durduğum yerin sana göre olmadığını söylüyorum. Çünkü sevgi bazen birini yanında tutmak değil,
“ Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın, Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı Andırıyor ışıksız evinde pencereler. Biraz yeşermek için beklesin artık kışı Çağlayansız yamaçlar,suyu dinmiş dereler. Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna, Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz: Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna, Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz. Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü, Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim. Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü, Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim. Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü Daha candan görürüm senden uzaklaşınca. Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü: Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca. Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın, Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git. Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git! “