Bütün günahların içersinde hele bir tanesi var ki, o hiç af fedilmez, silinmez, temizlenmez, ortadan kalkmaz. Zira o, in san olan varlığı, Allah yolcusu olan ruhun varlığını ortadan kaldırır. Bizi her günaha vasıta olacak bir şer aleti haline koyar. insanda insanlığı telef ettirir. Günahlarımızın pek çoğu, belki de hepsi ondan doğmaktadır. Bu günah, kendisine nüfuz ettiği, tahakküm ettiği, idare ettiği insanı gerçek varlığından ayırır. Zeka ile birleşir: Gururdan saltanatlar kurar. Hislerle anlaşır: Hasetten ve hileden kılıçlar kuşanır. İradeye bağlanır: İmanı boğar. Tahakküm ettiği varlığı etle tenin eşiğine ka dar götürüp bırakır da kurtardığına inandırır: İnsanı insanlıği içinde helak eder.
Bu günah, bu hiç affı olmayan ve insanlık içinde bulaşıcı bir hastalık halinde dolaşan bu ifrit günah ne cinayettir ne de şehvet. Bu günah, bu tedavisi kabil olmayan ruh afeti, en büyük düşmanımız
o: nefsine karşı samimiyetsizlik.