9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2023 06:53
“Gözümü diktiğim dağlara bak, koşup takıldığım çitlere bak.” Ezberlemek için iki bölümden oluşan şu kısacık şiiri ne yapmam gerekiyor ? Yarın aklımda kalır mı? Unutmak da koşarken takıldığım bir Çit mi? Unutmamak gözümü diktiğim bir dağ mı? (sus be kadın sus) Son zamanlarda okuyup da ruhuma iyi gelen bir kitap oldu . Aslında nasıl iyi geldi onu da anlamadım. Yazarın bana yansıttığı, hissettirdiği şey yalnız olmadığımdı. O kendi kendisiyle söyleşilerini belki de benim hissettiğim serzenişlerini kelimelere , cümlelere dökmüş yaşadıkları veya yaşamadıkları- hayal ürünleriyle. Ve yüzleşmiş hayatla, dertlerle … ben hâlâ kendi kendimi doğru düzgün sorgulayanmıyorum bile . Nerede kaldı , kelimelerle oynaşmak , Zarifoğlundan, Özel’den alıntılar yapmak… Belki bu cümleme Aykut Ertuğrul bey, “ben böyle hissettirecek şeyler yazmadım ki” diyebilir. Hemen ben de onun şu cümleleri ile cevabı şimdiden vereyim: “Şunu düşünmelisiniz ; sizin okuduğunuz kitapları sizden önce hiç kimse sizin gibi OKUMADI.” Hazırcıyım ben. Nasılsa Aykut bey döktürmüş. Okudum rahatladım, ohhhh misss… bunun üstüne yazar bir sigara yakar, ben?… bilemedim, çay içerim belki diyeceğim olmayacak. En iyisi gideyim kedilerimle oynayayım. Yeter bu kadar kendimle konuşmam, yoksa insanlar… (sus be kadın sus) Yooooo, dur. Şu cümle çok hoşuma gitti sizinle bunu da paylaşayım: “ FANİLİK BİLİNCİ” , ölümsüzlük’ten çok daha kıymetlidir.” Heee bir de, acaba birilerine hızır olabildim mi? sorusu da kaldı bende.
Bellek ve Başka TuzaklarAykut Ertuğrul · Ketebe Yayınları · 202080 okunma
1/10
·424 syf.·
2020 72. kitabı
Evveeet, geldik sırf merak yüzünden okuduğum bir kitabın daha yorumuna. Aslında yabancıların new adult dediği bu kategori pek bana hitap etmiyor çünkü ben aşkın daha özel, duygulara dayalı ve derinlikli olduğunu düşünüyorum. Bu tarz kitaplardaysa genelde kadın "herkesin dönüp dönüp bakacağı kadar güzel", erkek de "tüm kızların kapısında yatacağı kadar yakışıklı" oluyor. Hatta bu yazarın okuduğum bütün kitaplarında her karakteri için en güzel ve en yakışıklı tanımlaması o kadar çok ki bence şu en meselesini bıraksa iyi olacak. Bu şekilde kendi içinde çelişiyor. En yakışıklı Dean mi, Garret mı, Colin mi vs. vs. Karar ver bacım. Neyse. Demem o ki sadece fiziksel özellikler baz alınarak birini sevmek, bana hitap etmiyor. Birini sevmek için bundan daha fazlası gerekir diye düşünüyorum ve bu kitaplar komik, eğlenceli falan olsa da bende "aşk romanı" kategorisini doldurmuyorlar. O yüzden pek okumuyorum. Ara sıra ukitapta ucuza denk geldiğimde, sırf meraktan okuyor ve kendilerini başka başka yuvalara gönderiyorum. Takip nasıldı? Bir önceki serinin ilk kitabını atlaya atlaya okumuştum diye hatırlıyorum. Gerçekten hayret verici bir kitaptı benim için. Birkaç komik diyalog dışında hiçbir şeyi sevmemiştim ve okudum demek bile doğru gelmiyor. (Takıntılı bir insan olduğum için atlayarak okuduğum kitabı pek de okumuş kabul etmem, prensiplerime aykırı.) Takip için ona nazaran daha umutluydum, sebebini de cidden bilmiyorum çünkü kitap hakkında yorum bile okumadım. Öyle bir his doğdu içime. Pek yanılmadım da bence. Harika mıydı? Yooo. Ama diğer seriye göre bence daha iyiydi, ne de olsa okudum. Konumuz kısaca şöyle: Üniversite okumakta olan Summer kızımız, birtakım sebeplerden ötürü okulundan atılmıştır ve babasının torpili sayesinde Briar Üniversitesi'ne yerleşmiştir. Ağabeyi Dean de
TakipElle Kennedy · Nemesis Kitap Yayınları · 2020520 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
6/10
·480 syf.·
Beğendi
·
2020 65. kitabı
Okurken bir yandan heyecanla sayfaları çevirdiğim bir yandan da sinirden saçımı başımı yolmak istediğim bir kitap oldu Büyü ve Kan. Tüm suçun da yazarda olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İlk kitapta acemiydi, kalemi kuvvetli değildi ama hayal gücüyle samimiyeti bir araya geldiğinde harika bir seriye başlamıştı. İkinci ve üçüncü kitapta yazarın kalemi daha güçlü, kahraman anlatıcıyı daha etkili kullanıyor, kurguları daha detaylı fakat o samimiyet kaybolmuş. Bir şeyleri yazmak için yazdığı, iliklerine kadar hissedemediği öyle bariz ki artık. Kafasına yerleştirdiği "şöyle yapmalıyım"ları okurken görür gibi oluyorum. O yüzden de devamında ne geleceğini bildiğim, sinir bozucu duygu geçişlerini okuyup durmak zorunda kalıyorum. Neden mi bahsediyorum? Büyü ve Kan iki kısımdan oluşuyor benim için. Esas kurgu yani polisiye kısmı ve arka planda işlenen aşk. Bu kitaptaki polisiye kısmı, üç kitap içinde en sevdiğim kurguya sahipti. Heyecanla, katili arayarak okuyup durdum. Katil biraz hayal kırıklığı oldu, sonu daha kaliteli bağlasa mutlu olurdum ama bu da idare ederdi. Daha çok sevdiğim kurgunun detaylarıydı. Artık tarihi kurgu demek zor zira tam olarak eleştirdiğim noktaya geldik. Tarih artık sadece birkaç gerçek isim ve 1889 tabirinden ibaret, yaşantının gerçekçiliği tamamen kayboldu. Bunun sebebi de yazarın kafasındaki "şöyle yazmalıyım"lar bana soracak olursanız. Bu yüzden tarihi kurgu demeyeceğim bu kitap için artık ama kurgusal kısmını çok sevdim. Yazarın yalnızca 9 günü, bu denli detaylı, akılda kalıcı bir şekilde aktarmasına ve hayal gücüne hayran kaldım. Olayları birbiri içine karıştırmasını da sevdim. Tek sırıtan şey spoiler olduğu için uzun uzun sövemiyorum burada mevzuya ama inanın, kendi kendime söylemediğim kötü söz kalmadı o olaya da. İlk kitapta kurgu epeyce
Büyü ve KanKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 2020576 okunma