ZT

Her uyur, ebedi bir aynada kendine heyecanlanan, kendini gerçekleştiren bir Narkissos'tur...
İnsan ve Duygular
Reklam
Benim görüşüm, rüya gören kişinin yaşadığı deneyimin şairin deneyimiyle benzerlikler taşıdığıdır; rüya unsurlarının işlenmemiş halini, sonsuz sayıda çoğaltılabilecek simgesel çağrışımlarıyla bir sözlüğün sütunlarında sıralanan bayağı ya da ulvi kafiyelere benzetebiliriz. Şair kelimeleri nasıl bir araya getiriyorsa, uyuyan kişi de imgeleri bir araya getirir; kendine kendinden bahsetmek için bu imgeleri iyi ya da kötü kullanır. Sağır-dilsizler olduğu gibi rüya görmeyen uyurlar da vardır; bazı kişiler kötü, beylik rüyalar ya da kesintili rüya görürler; rüyanın da kekemeleri ve gevezeleri vardır.
İnsan ve Duygular
Çünkü zamanla tıpkı umut gibi korku da giderek bizden uzaklaşır; yaşlandığımızda muhtemelen dertlerinin çalınacağından korkmalarına gerek olmayan yoksullar gibi huzurlu olacağız...
İnsan ve Duygular
Elbette ki bizler, hem yokluğu hem de bolluğu deneyimleme kapasitesine sahip bütün ve geniş kalpler geliştirmek isteriz. Böyle her şeyi kucaklayabilen kalpler geliştirmezsek, hayata karşı hiçbir heves duymayan soyutlamalar, hayaller, hayaletler olarak yaşama riskini göze almış oluruz. Üzüntüyü yok etmek pahasına mutluluk istediğimizde kaçınılmaz olarak acı verici olan her anın yeni bir mutlulukla sonuçlanmasını bekleriz. Kendi içinde çatışmalarla dolu bu dünyada başarısız olmaya mahkum bu beklentiyi canlı tutmak için kendimizi, somut gerçeklikle pek de ilgisi olmayan soyutlamalar üzerine sabitlememiz gerekir.
Sayfa 30·Kitabı okuyor
Elbette kendini fazlasıyla sevmenin, ruhu öldüren bir tarafı vardır. Bir kişi dünyayı sadece kendi deneyimlerinin pencereresinden gördüğünde, kendini varoluşun kutuplu akışından, ben ve öteki, tanıdık ve yabancı arasındaki inatçı iletişimden koparmış olur.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Reklam