Ali

Ali
@yorgunbekcii
"Dünyada ben, bir ağaç altında gölgelenen, sonra da onu terk edip giden bir yolcu gibiyim.” Hz.Muhammed ﷺ
.. “Bu nasıl bir dünya.. Hikayesi zor; mekanı bir satıh, zamanı vehim.”
Ali
-Bütün bir kâinat muşamba dekor, Bütün bir insanlık yalana teslim.-
Reklam
Öyle İnsanlar Gördüm Ki, Kusurları Yoktu? Ama İnsanların Kusurları Hakkında Konusuyorlardı. ALLAH Onlara Kusurlar Yarattı! Öyle İnsanlar Gördüm Ki, Kusurları Vardı! Ama Diğer İnsanların Kusurları Hakkında Sustular. ALLAH Onların Kusurlarını Gizledi... {Hasan El Basri}
Din
Ali
kendinden başkaları hakkında daima hüsn-ü zan besle. kendi nefsin hakkında ise sû-i zan et. eğer böyle hareket edersen, kendine faydalı olduğun gibi, başkalarına da faydalı olursun..." Abdulkadir Geylani Hz.
AŞK BİR İNKILAB DEĞİLSE NEDİR?!... -MÜHİM- "En-yekûle lehû kun, fe-yekûn..." Dinleyin Ey Yârenler... Aşk bir inkılâb değilse nedir?!... Çok hatâlar sızdı Aşk'a. Bunlardan küçük gibi görünen ama belki de en büyüklerinden biri de, "ben böyleyim" düşüncesidir. Bu yanılgı, hem insanın hilkat gâyesine, hem kâinâtın İlâhî ser-encâmına muhâliftir. Zîrâ ki, dünyâda insan dâhil hiç bir şey, ilk bulunduğu hâlde bulunmak için yaratılmamış, ondan süreklice ama süreklice bir inkılâb, bir oluşum, bir dönüşüm istenmiştir. Evet, tohum, tohum hâlinde yaratıldı; ama tohum olarak kalmak için değil. Yumurtayı Hâlık-ı Külli Şey' yarattı; ama yumurta hâlinde sâbit olmak için değil. Anne rahminde nutfeyi O yarattı; ama nutfe hâliyle dâimî kalmak için değil. Her şey, varlığına bir şey olarak başlayacak; ama başka bir şeye, ondan da başka bir şeye, ondan da başka bir şeye inkılâb edecek. Âyet-i Sübhânî'de denilmiş, "O, bir şeyin olmasını murâd ettiğinde, ona 'ol' der ve olur." Bu âyet, genelgeçer bir noksan anlayışla sınırlandırılmış, anlamı daraltılmış, belli bir sığ anlayışın kafesine alınmıştır. Nasıl? Şöyle ki, "yekûn" fiili, muzârî bir kalıpta zikredilmiş. Muzârî fiil ise, bir şeyin hemen olması, istenilen ve gereken hâlini alması değil, henüz yeni başlayan bir oluşum ve dönüşüm sürecine girmesi ve bu "olmak" fiilinin devamlı surette eyleme dökülmesine denir. Evet, Rab tohuma "kün" der; ve tohum, varlığının ilk basamağı, ilk adımı olan tohum hâliyle varlık sâhasına düşer. Ama bu "kün" emri, onun varlığını başlatsa da, henüz onun varlık yolculuğu tamamlanmamıştır. "Kün" emri, tohuma bir nevî "hadi başla" demektir. "Hadi yürü"... "Hadi çırpın, hadi çabala.. Sancıların mübârek olsun"... Aşk da böyledir... Aşık da böyledir... Sevgili'nin dilinden duyduğu bir tek "Yan" kelimesi, onun rûhuna
Ali
Bu yazı kimin çok güzel!
ABD'de 60 yaşındaki kadın, 'Diriliş Ertuğrul' dizisinden etkilenerek Müslüman oldu. Hatice; "Her sabah uyandığımda Allah'a şükrediyorum. Ve her gün yatmadan önce bana bir gün daha bahşettiği için tekrar şükrediyorum. İnsanların çoğu hayatın ne kadar kısa olduğunun farkında değil. İnsanlara şu mesajı vermek istiyorum; hayatınızı, benim yaptığım gibi yanlış yollarda israf etmeyin. Hayatın anlamı ne giydiğinizde, hangi arabayı sürdüğünüzde, tırnaklarınızı nasıl yaptırdığınızda değil. Araştırın, daha dikkatli bakın. Nesiller geçtikçe, inançlar daha da zayıflıyor. Bencil bir toplum olmak yerine başkalarına nasıl daha faydalı olunabileceğinin konuşulduğu bir toplum olmaya çalışın."
Din
Ali
aa.com.tr/tr/yasam/abdde-...
Nefs Terbiyesi
Yine görüyoruz ki hayvan terbiyecileri memleketimize çeşitli hayvanları getirip onlara çeşitli oyunlar yaptırıyorlar. Ve nihayet bizim de paralarımızı alıp götürüyorlar. Hayvan hayvan iken terbiye kabul ediyor da mahlûkâtın en şereflisi olan insan niçin bu fena huy ve sıfatlarla kalsın, doğrusu çok taaccüp edilecek bir şey?!
Sayfa 251·Kitabı okudu
Din
Ali
Hayvan hayvan iken terbiye kabul ediyor da mahlûkâtın en şereflisi olan insan niçin bu fena huy ve sıfatlarla kalsın... değil mi?