Bir araştırmaya göre son yıllarda cinayet, hırsızlık, gasp, aile içi şiddet, miras ve komşu kavgaları, çocuk ve kadınlara yönelik taciz ve tecavüzler, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi suçlar yaklaşık on kat artmış.
Umberto Eco der ki: "Bence bir yazar, okurların kendisinden beklemediklerini yazmalıdır. Mesele onların ne istediğini sormak değil, onları değiştirebilmektir... ”
Benzer şekilde televizyon kanalları da çok izlenen mafya, kirli sakallı çeteler, uyuşturucu, alkol veya yalan tarih dizi ve filmleri yerine toplumu doğru yönlendirecek film ve diziler yapmalılar.
Televizyon evdeki okul gibidir. Aynı şekilde sosyal medya dedikleri siteler de cep telefonlarımızdaki okullardır. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde meslek, kişilik ve karakter arayışındaki çocuklarımız bu dizi ve filmlerdeki karakterlere özenmekte, onları rol model olarak kabul etmektedir.
Yine ülkemizde ve dünyada çok satılan kitaplara baktığımızda şiddet, uyuşturucu, aile için ensest ilişkiler, töre, üvey abi ve üvey baba, eşcinsellik gibi konuları görürüz. Netflix gibi paralı kanalların içeriklerinde eşcinsellik ve uyuşturucu (Uzakdoğu dizileri dışında) sıkça işlenerek adeta normalleştirilmeye çalışılıyor. Sözde ırkçılık ve homofobik söylemlerden şiddetle kaçındıklarını iddia ederlerken sadece beyaz ırk ve heteroseksüel kişiler kötülenip aşağılanıyor.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) bu konularda son derece ilgisiz ve yetersiz çalışmalar yapıyor. Sadece televizyondaki film ve dizilerde öpüşme, sigara ve alkol görüntülerini buzluyor ve hükümet yandaşı olmayanların çalışmalarına çeşitli bahanelerle engeller koyuyor. Hükümet yandaşı televizyon kanallarının her türlü yayınına ve yalanlarına açıkça göz yumuyor.
RTÜK tarafından seçim döneminde –örneğin İstanbul Büyükşehir Belediye