“Aynen öyle Luna," dedi Hivron, sesi daha da sertleşerek. "Oraya gittiğim an dilim tutuluyor. Okuduğum kitaplardan, taktığım küpeden, çektiğim fotoğraflardan bahsedemem. Onlar için Arkeoloji, mezar kazıcılığı; şiir ise boş adam işi. Onların dünyasında insan, sadece karnını doyurup üreyen bir canlı. Ben ise... Ben o dünyada bir hayaletim. Kendi evimde bir mülteci gibi hissetmekten yoruldum. Annemin sevgisi bile bazen bir tasma gibi geliyor; beni o güvenli ama karanlık kafese geri çekmeye çalışan bir şefkat tasması “ -Mahmut Gören
Yüzleşme 4
Bir ben var benden öte silemem ne kadar istesemde. Zor diyemem zor az kalır bu acının içinde. Mutluluk bir kuş olsa konmaz benim dalıma zehri iyi bilir uğramaz bu diyarlara. Pişmanlıklarla dolu bir hayat ne kadar yaşanırsa o kadar yaşayabildim sinemin kör yangınlarında. Yaktıkça daha çok yaşadım fakat yaşamak ateşin sisli dumanında boğulmak mıdır sadece? Kader deyip geçsemde gidemedim temiz bahçelere. Kirli sularda yüzdüm kimse bilmeden. İçtim acının şarabını kimselere göstermeden. Sarhoşluğum mavi denizlere fazla geldi telaşsız göllerde duruldum. Ve çok yoruldum. Her yeni güne iki farklı benle başladım. Bir herkesin gördüğü ben birde sadece benim bildiğim ben. Sahneye emin adımlarla çıkıp herkesten alkış alan oyuncu perdeler kapandığında kimdi? Asıl soru bu. Ben perdenin önündeki alkış alan beni perde gerisindeki benden daha çok oynadım. Perdeler kapandığındaki asıl ben öyle mahsunduki sesini bile çıkartamadı. Çünkü cesaretle sahneye çıkan ben mahsun beni her zaman incitecekti. Gerçeği kabullenmenin bu kadar zor olacağını bilemezdim. Aldığım alkışlardan kopamazdım. En önemlisi sahne gerisindeki mahsun beni oyuna süremezdim. Dedimya her zaman cesaret kazanır. Mahsun ben savaşacak kadar güçlü değil. Güç duyguları her zaman yener. Peşini bırakmaz kurtulamazsın gerçeklerden. Her gerçek doğru değildir fakat ya her doğruyu da gerçek taşıyamazsa insan nasıl taşısın? Bagırmak haykırmak istiyorum ben buyum ama korkuyorum. Yüreğimin can damarı çatlıyor. Kırılıyor kalbim toparlayamıyorum. Böyle yarım yaşamak beni çok yaralıyor. Tam olmak istiyorum ama bu imkansız biliyorum. Yüzüm yok savaşmaya cesaretim yok. Çünkü bu savaş tek kişilik, kazananı olmayan kaybedeni hep ben olan bir savaş..
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yüzleşme 2
Benim nelerle mücadele ettiğimi belkide sonsuza dek bir kul dahi bilmeyecek. Bilseler ne değişir bilmem. Ama beni anlamalarını çok isterdim. Hayatımın en zor günlerini geçirdiğimi sanırdım. Sanki boğazıma kadar bir suyun içine batmış boğulurken öleceğimi sanırdım ya da dilerdim. Ama hayat beni suda boğmaktan vazgeçip bataklığa bıraktı. Bu kez kurtulmayı diliyorum. Ölmek değil yaşamayı özlüyorum. Yoruldum biliyorum ama ben hiç böyle bir çaresizlik görmemiştim. Neye nasıl bakacağımı bilmiyorum. Yolunu kaybetmiş bahtsız bedevi değil yolu bildiği halde yürümeye takati kalmamış biriyim artık. Mutsuzluğu ruhumun en kuytu karanlık köşelerinde hissediyorum. Aydınlığı ışığı güneşi arıyorum. Kimsenin bilmediği anlam veremediği derin kuytularda can çekişiyorum. Güneşe hasret kalmış bir gül gibi günden güne kuruyorum. Hata bendeyse kadere isyan etmem gerekir hayir isyan etmiyorum. Her çiçek toprağında açar toprağımı bulmak istiyorum bedenim hâla yaşarken.
Duygu ve Düşünce
Çünkü yoruldum...
“Her şeyin istediğim gibi ilerlemesini beklemiyorum ama emek verdiğim, inandığım ve uğruna çabaladığım güzel bir hayat kurmak istiyorum.”
Yoruldum .. Koşup koşup yetişememekten Delicesine çığlıklar atarken Susmaktan Kırgınlığın sessiz ağırlığından Ben , ben olmaktan her geçen gün bir adım daha uzaklaşırken Yoruldum işte