Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, çocukken kurduğum hayal dünyam hepsi kafamın içinde yaşayan farklı evrenlerdi benim için. Bu dünyaya ait olmayan yaratıkların, hislerin, senaryoların olduğu bir evren var pek mümkün ve paralelleri de... Şimdi düşünüyorum da şuanda yaşadığımız hayatta çoğu zaman otomatik pilot moduna geçiyoruz gözlerimiz hep dışarıda, anda değiliz. Aslında şuanda burada olduğumuz çok az an var. İşte gece yarısı kütüphanesinin olasılıklarını inşaa ettiğimiz, kodlarını yazdığımız yer burası, şimdi. Ben şuan ne yapıyorum, ne istiyorum, nereye gidiyorum, bundan memnun muyum ? Bu soruları sormayı unutuyoruz kendimize. Hayatı biz yaşamıyoruz,kendi hayatımızda çoğu zaman seyirciyiz. Kitaptaki karakter Nora, sürekli olumsuz düşünen,depresyonda (kitap boyunca görüyoruz ki bu ciddi bir sorun Nora'nın hayatında ve ben yazarın hayatından bu konuda izler taşıdığını düşünüyorum. Depresyon dışarıdan görüldüğü gibi bir şey değil bu konuda bir yorumum yok) ve kurban bilincinden çıkamamış-bir şey olsun biri bir şey yapsın da beni buradan çıkarsın diyen, kendi hayatını elleri arasına alamamış biri benim gözümde- ki kütüphaneci de bayağı sabırlı bir bayanmış Nora karakteri beni çok sıktı açıkçası. Ana fikirden sonrasını okumadım.
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Puan vermedi·233 syf.·
2026 18. kitabı
Toshikazu Kawaguchi ç Yorumum;Bu ay @pamukokumalar grubumuzda #mavikapak temasında okuduğum kitap.Serinin üçüncü kitabı ile geldim.Konusu yine aynı dört farklı kişinin geçmişe dönmesini okuyoruz ama farklar var.İlki kafe Tokyo daki Funiculi Funicula değil Japonya da ki Donna Donna kafesi. İkincisi ilk kafemizdeli hayalet beyaz giyimli bir kadın iken bu kitapta siyah giyimli bir beyfendi.Zaten üçüncü kitap olduğu için az çok biz bile geçmişe dönmenin kurallarını ezberlemişizdir diye düşünüyorumama bu çok kendini tekrar eder olmuş gibi geldi bana.Ve yine isimler isimler … hem zor hem de birbirine yakın bu kadar bizi zorlamaya gerek varmıydı bilmiyorum.Yani ben kendi adıma zorlandım bunu her kitapta da dile getiriyorum.Hani kurallardan biri geçmişe dönsende sonucu değişmiyor ya bence değişiyor ama değişen olay değil kişiler kişilerin bakış açıları , duyguları, düşünceleri. Her hikaye dokunaklıydı ama beni son hikaye etkiledi. İlk kitabı okuyanlar az çok kitap hakkında düşüncesi vardır. Bu tarz kitaplar okumayı seviyorsanız öneririm Peki siz bu kitabı okudunuz mu ?
Anılar Solmadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025250 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·228 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:19
Kitap, çocukların doğayla bağ kurmasını, bahçede geçirdikleri vakti ve çevrelerini keşfederken yaşadıkları küçük, günlük maceraları konu alıyor. Eğlendirirken doğa sevgisini aşılamayı hedefleyen, sakin temalı bir eser. ​Kendi Yorumum: Kitap içerik olarak güzel mesajlar barındırsa da kurgu bana biraz durağan geldi. Tempo çok yavaş ilerlediği için okurken açıkçası pek bana hitap etmedi, benim tarzımın biraz dışında kaldı. Daha hareketli ve akıcı hikayeleri sevenler için biraz sakin gelebilir.
Bahçede EğlenceKatherine Mansfield · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2012526 okunma
ZAMAN İLACI MIDIR HER ŞEYİN? YOKSA UNUTMAK MI DAHA ZOR SENİ?
6/10
·192 syf.·
2026 2. kitabı
Hepinize merhabalar, Karıştırıcı kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Öncelikle benim uzak doğuya karşı olan sempatimi ve ilgimi, okuduğum ve okumayı planladığım kitaplardan anlayabilirsiniz. Bu yüzden Lee Hee-young'un bu kitabını ve özellikle de kapağındaki karakterleri gördüğümde inanılmaz heyecanlandım. Kitabın konusunu kısaca özetlemem gerekirse; Ana karakterimiz Nawoo, hayatını renksiz bir dünyada yaşamak zorunda kalmış ve yaşamın renklerini 13 yıl önce yaşadığı bir olayla kaybetmiş, 32 yaşında bir yetişkindir. Ona kendisinden bile daha yakın olan, en değerlisi gibi gördüğü biricik dostu, arkadaşı Leenae bir kazada öldükten sonra hayat Nawoo için aynı gitmemiştir, fakat bir şekilde arkadaşının acısını unuttuğunu veya alıştığını telkin ediyordu kendisine. Üstelik o gün 13 yıldır yüreğinde gizli bir aşkla sevdiği Haje'ye evlenme teklif etmeyi planlamaktadır. Fakat sokakta karşısına çıkan deniz gözlü, gece kürklü bir kediciğin onu götürdüğü gizemli bar, hayatını ve o hayata bakış açısını son derece değiştirecek bir maceraya atacaktır onu. Geçmişin kapısı Nawoo için aralanmak üzeredir. Ve pişmanlıklar, bu geçmişin en büyük mimarlarıdır. Kendi yorumum: Açıkçası fikrinin ve başlangıcının bu kadar güzel olduğu bir kitaba yakışmayacak kadar sade bir anlatımı ve sade bir sonu vardı. 6 yıldız vermemdeki sebep, başlangıçta beni çok heyecanlandırmış olmasına rağmen bu heyecanımı devam ettireceğim kadar bir heyecanlı son veya akış vermemesiydi. Buna rağmen kitabı sevdim mi? Sevdim. Okurken eğlendim mi? Evet. Çok daha iyi yazılabilir ve sonuca bağlanabilir miydi? Kesinlikle evet! Kalbinizin sakinleşmesi gerektiği bir zamanda okunacak, tek oturmada bitirilecek güzel bir kitaptı. fazla kompleks düşünmeden okursanız daha çok zevk alırsınız. **Kitabın vermek istediği
KarıştırıcıLee Hee-young · Yuzu Kitap · 2025299 okunma
Kırık Hayatlar Kitabı hakkında inceleme ve yorumum..
9/10
·344 syf.··
2026 16. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 14:49
Halid Ziya Uşaklıgil’in Kırık Hayatlar romanını bitirdiğimde içimde gerçekten çok tuhaf, hüzünlü bir ağırlık kaldı. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde kapağını kapatır ve öylece duvara bakarsınız; işte bu roman benim için tam olarak öyle bir deneyim oldu. Kitabı okurken beni en çok çarpan şey, yazarın insan psikolojisini, zaaflarını ve o içsel çelişkileri ne kadar kusursuz işlediği oldu. Hikayenin merkezindeki Doktor Ömer Behiç, aslında hepimizin içindeki o "ideal insanı" temsil ediyor. İşinde başarılı, karısı Vedide ve çocuklarıyla kurduğu o sıcak, korunaklı yuvaya sadık bir adam. Dışarıdan baksanız kusursuz bir hayat. Ama Halid Ziya tam da burada devreye giriyor ve bize insanın ne kadar kırılgan bir iradesi olduğunu gösteriyor. Araya Leyla giriyor... Leyla karakteri romanda sadece bir "yasak aşk" değil bence; lüksün, parıltının, modern ama bir o kadar da yozlaşmış bir hayatın cazibesi. Ömer Behiç’in o sapasağlam görünen iradesinin, Leyla’nın rüzgarıyla nasıl adım adım un ufak olduğunu izlemek hem çok sürükleyiciydi hem de içimi acıttı. Kendime sormadan edemedim: Hangimiz hayatta "ben asla yapmam" dediğimiz zaafların kurbanı olmuyoruz ki? Hele o küçük Neyyir’ in hastalık ve ölüm süreci yok mu... Romanın o kısımlarını resmen göğsüm daralarak okudum. Yazar, Ömer Behiç’in sadakatsizliğinin cezasını sanki evlat acısıyla kesiyor gibiydi. O odadaki sessiz hıçkırıklar, çaresizlik, bir babanın vicdan azabıyla kavrulması o kadar gerçekçi aktarılmış ki, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın o günümüz Türkçesine uyarlanmış akıcı dili sayesinde karakterlerin acısını birebir kendi içimde hissettim. Romanın adı boşuna Kırık Hayatlar değilmiş. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki bazı hatalar geri alınsa, aileler yeniden bir araya gelse bile hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Duygu ve Düşünce
Kırık HayatlarHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20232,552 okunma
6/10
·632 syf.··
2026 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:35
Selamünaleyküm Bu kitabı sevdim mi sevmedim mi karar veremedim açıkçası . Ama sonu baya etkileyiciydi . Ahmet Ümitle tanışma kitabım oldu kendisi bayadır merak ediyordum . Kitap biraz fazla uzatılmıştı bence. polisiye türünde olmasına rağmen sonu hariç o heyacanı gerilimi hissedemedim . Okurken sıkıldım biraz belki biraz daha zamana yayarak okumam gerekirdi yani durum benden de kaynaklanıyor olabilir .Ama yine de Ahmet Ümit in diğer kitaplarında merak ediyorum . Ve kitapta Ali karakterinin bazı düşünceleri beni acayip sinir etti hâlâ böyle düşünenler varmı dedim .( Var malesef) Okuyunca okuyanlar anlayacaktır ne demek istediğimi . Neyse yorumum bu kadar Kitapla kalın (iyi kitaplarla )
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943,1bin okunma