Uzun bir belirsizlik süreci sonunda kendi yolumu seçip rotamı oluşturdum. Beni ne bekliyor, ne yaşarım bilmiyorum ama her şey daha da güzel olacak inşallah. Şöyle bir düşündüm de uzun yıllar hep bir mücadele modundayım. İnzivaya çekilip sade ve şık kendi dünyamda yaşamak istiyorum. İki sarı kelebeğin birbirine yörünge olarak uzunca uçup birlikte ilerlediğini seyrettim bugün. Blok3'ün yeni albüm haberi beni daha iyi hissettirdi, şarkıları müthiş. Afrikalı Leo'yu uzun sürüncemeler sonucu bitirdim. Yeni kitabıma başlayıp Kore dizimi bitireceğim. Kendimden en razı olduğum dönemdeyim. Biri "Ben artık sıradan biri olmak istiyorum." demişti, ne demek istediğini daha da iyi anlıyorum artık. Her şey anını bekler ve arayan bulur sevgili okur. Akışa bırakıyorum ama can simidim de elimde. Bu profil uzun zamandır gizliydi, takipçileri engelleyip kendi kendime konuşuyordum, ama yapay zeka kendimi saklamayıp kalbimi açmam gerektiğini söylüyor, buradan başladım ben de. Kim okur bilmem ama burası benim anı ve alıntı defterim, kendim için yazıyorum zaten. Görüşmek üzere <3
İnsanların birbirleriyle iletişime geçmesi de biraz uzay yörünge sistemine benzer, bazı insanları yörüngeniz çeker ve onların yörüngesine çekilirsiniz, bazı insanlarla ise yörünge çekiminizin olmadığını daha ilk konuşmada anlarsınız, herkes kendi yörüngesine demek gerekir bazen…
Duygu ve Düşünce
Reklam
Birbirimize yörünge'
Kelimeler ve Eylem
Bir kelime, doğduğu andan itibaren kendi gölgesini de beraberinde taşımaz mı? Bu yüzden her ifade, kendini oluştururken aynı anda kendini de siler; bir iz bırakır, ancak bu izin kime ait olduğunu belirsiz kılar. Düşünce ise bu belirsizlik içinde yol alır; ne tam olarak var olur, ne de tamamen yok olur. Bir gece hayal ediyorum: sınırları olmayan, başlangıcı hatırlanamayan bir gece. O gecede sesler yukarıdan değil, içten gelir. Kuşlar uçmaz; sadece havada varlıklarının titreşimini bırakırlar. Duyulan bir ses değil, bir sesin olasılığıdır. Kelimeler bu şekilde çoğalır: söylenmemiş, ama yine de yankılanan. Burada anlatı, doğrusallığını terk eder. Bir olay gerçekleşmez; bunun yerine, gerçekleşme olasılığı katman katman açığa çıkar. Her katman bir öncekini tamamlamaz onu askıya alır. Zaman ilerlemez; yoğunlaşır. Ve bu yoğunlukta, bilinç kendini bir merkez olarak değil, dağınık bir çokluk olarak hisseder. Yokluk artık bir boşluk değil, bir çekim alanıdır. Anlam, bu alanın yörüngesinde dönerken, kendi biçimini sürekli erteler. Bu yüzden hiçbir cümle bir son değildir; her sonuç, başka bir başlangıcın ertelenmiş yankısıdır. Belki de bu yüzden en derin anlatılar anlatılamaz; onlara sadece yaklaşılabilir. Ve biz yaklaşırken, kelimeler anlam taşımayı bırakır; etrafında dönen sessiz bir yörünge haline gelirler. 02/04/26 ( kendime notlar )
Duygu ve Düşünce
Alazım
gel alazım neredesin içimdeki buz dağları sen gelmezsen eriyemez ısıt... demirden ağları çöz içerim zincirlenmiş çağlar boyu kilit kilit görelendi zamanlarım tarihlendir şu çağları gel elimden tut alazım sıcaklığın yüreğime dalga dalga aksın... lavlar dolsun gönül kadehime yudumlarken damla damla açılsın bir ateş falı seni görsün bir yörünge çizdiğini kaderime gel bir ateş yak alazım gökyüzümde hare hare bir tayf olup dalgalansın tüm renklerin pare pare sen gelmezsen herşey solgun ürkütücü bir karanlık dehlizlerde boğar beni sarmalayıp çepeçvre yazan: İLTER
Şiir
“Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir zorlukla çıkıp gidebilirsiniz.”(Rahman 33) Uzaya çıkmak, yaklaşık 100 km yukarıdaki Kármán hattını aşmayı gerektiren, devasa mühendislik, fiziksel zorluklar ve inanılmaz yüksek maliyetler (on milyonlarca dolar) nedeniyle son derece zor bir eylemdir. Atmosferin yoğunluğunu aşmak, yerçekimine karşı koymak, yörünge hızına (17.000 mph) ulaşmak ve insanı radyasyon ile vakumdan korumak gerekir.
Reklam
Reklam