Puan: 7/10
Öncelikle kitaba çok büyük bir beklenti ile başlamanızı önermiyorum. Çünkü Death Note serisi kadar güzel bir kitap değil. Evet yan kitabı ama yani ben çok beğenmedim. Başta kitabın içeriğini öğrendiğim de çok merak etmiştim. İşte L ölmemiş, yeni bir dava çözüyor falan baya heyecanli gelmişti ama hiç beklediğim gibi olmadı.
Bir de internet sitelerinde L Dünyayı Değiştir 1 diye geçiyor kitabın 2. Çıkacak sanırım ama konuyu net bir şekilde bilmiyorum.
Kitabin Konusu;
L’in dünyayı mutlak bir yıkımdan kurtarmak için 22 günü var. Acar dedektif L’in ismi Ölüm Defteri’ne yazıldı. Yirmi üç gün içerisinde bir terörist grubu yakalayıp adaletin önüne çıkarmayı başaramazsa, yeni bir ölümcül virüs tüm dünyaya yayılacak ve belki de insanlığın büyük bölümünün yok olmasına yol açacak.
Kutsal bir yemin
Kovulmuş bir melek
Yasak bir aşk...
Nasıl hislerimi ifade edeceğimi bilmiyorum. Benim için çok özel bir seri. Çok ama çok sevdim. O dünyayı okumak çok güzeldi. Nora'ya bazen o kadar kızdım ki ya bunu da yapmış olamazsın dedim. Vee, kesinlikle öyle bir kankam olsun isterdim. Çok tatlı bir karakterdi. Scot, kesinlikle öyle bir son haketmiyordu, bu konuda çok üzgünüm. Patch, ayrı bir konu zaten. Patch, çok farklı bir karakterdi. Her sayfada, her olayda, her kitapta ona bir kez daha hayran oldum.
Serinin sonu beni çok üzdü. O kadar güzel yazılmış, kurgulanmış bir dünyaya ben böyle bir son yakıştıramadım. Sanki sonu oldu bittiye gelmiş gibiydi. Bence çok çok daha güzel bir sonu hakediyordu. Lise çağında olup soluksuz bir fantastik kitap arayanlar için kesinlikle öneririm.
Döndük dolaştık, yine Verne okumaya geldik.
Her zaman olduğu gibi bu kitabın da küçükken kısaltılmış metnini okumuştum.
Ama benim için extra yeri ayrı. Bu kitap benim için milad. Çünkü ilk okuduğum kısaltılmış metin, ilk okuduğum Verne kitabı ve bu kitaptan önce tek tük kitap okuduğum için kendime bu kitabı milad olarak seçmiştim. Ve uzun yıllar sonra tekrar okumak...
Kitabin konusuna gelecek olursak;
Londralı beyefendi olan Phileas Fogg, üyesi olduğu Reform-Kulüp'te gazetesini okurken seksen günde dünyayı dolaşmanın mümkün olduğunu öğrenir. Bunun üzerine yeni uşağı Passepartout'yla beraber yola çıkar. Bu meydan okumaya başlayan bin bir türlü maceraya, bir polis soruşturmasıyla, bir de aşk hikayesi eklenir.
Kesinlikle ama kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Kitap sonuyla sizi mest edecek diye düşünüyorum. Kitaba göz atmayı unutmayın derim.