"Sevgili Portuga’m. Şimdi bilye ve artist resmi dağıtma sırası bende, çünkü sevgisiz hayatın hiçbir anlamı yok"
~Şeker Portakalı~
Hayatı, doğayı, kitapları ve çocukları çok seven bir yeryüzü öğretmeni...
Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır. İnsanın yüzü bir kitap gibi okunabilir. İfadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kurtulmak mümkündür; yaşayın, monotonluktan uzaklaşın, gezin, görün, keşfedin, başkalarıyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunları dolu dolu yapın ki izleri yüzünüze yansısın. Yüzünüz ifadesiz kalmasın.
25 yaşına kadar öğrendikleriniz esastır. O yaşlara dek ne okuduysanız, ne dinlediyseniz, ne gördüyseniz, geri kalan hayatınızda temel olarak onları kullanacaksınız. Demek ki çok dikkatli olmanız lazım. O yaşları verimli geçirmelisiniz.
Muhteşemdi...
Öncelikle kitabın çok akıcı bir dili var. Ve inanılmaz güzel betimlemeler yapılmış. Okurken adeta olayları yaşıyorsunuz. Tek tek tüm karakterlerin yerine acılarını, sevinçlerini yaşayabiliyorsunuz.
Kitap çocukluklarını birlikte geçiren Emir ve Hasan'ın dostluklarını, acılarını, sevinçlerini ve yıllar sonra kesişen hayatlarını anlatıyor. Ayrıca Afganistan'ın savaştan nasıl etkilendiği de çok güzel bir şekilde betimlenmiş.
Kitaba başlarken bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim ama okurken zaman zaman boğazım düğümlendi, gözlerim doldu, gözyaşlarım aktı. Emir ve Hasan'ın hayat hikayesi inanılmazdı.Ayrıca savaşın insanda nasıl kötü izler bıraktığını bir kez daha anladım. Yaşananlar ne kadar bir kitaptan ibaret olsa da Dünya'da bunu yaşayan insanlar olduğunu bilmek üzücü...
Her karakterin hikayesinden etkilendiğim muhteşem bir kitaptı. Sanırım benim için ilk sıralarda yer alacak.
Mutlaka okumalısınız :)