Beni daldan dala götürüp en son kendime götüren bir kitaptı. açıkçası bu cümleyi ikinci okuyuşumda kurdum. çünkü lisede bu kitabı okurken bir atölye kapsamında okumuştuk. Atölyemizde ise okunan kitapların daha iyi anlaşılması için sınava tabi tutulma hususu mevcuttu. Tabi benim için ucunda sınav olan her şey mekruhtur, çirkindir. Dolayısıyla kitabı çok sevememiştim. İleriki yıllarda farkındalığım artıp tekrar okuyunca dedim ki bu kitap bir şahane. Istanbul,Ankara,Erzurum,Konya ve Bursa benim bu şehirlere olan sevdam kitaptan sonra mı oluştu bilmiyorum ama bu şehirlere gitmeden önce kitabın ilgili yerini okuyup tekrar okuma hissi beliriveriyor içime. Ahmet Hamdi Tanpınar bu ülkenin başına gelmiş en iyi yazarlardan biri olabilir. Lafzın en ince sınırı varsa onu aşmış bir yazar. Bazen okuduğum bir cümlede uzak diyarla göçüyorum. Yıllar önce ayak bastığım Konya'ya göçüyorum mesela. Mevlana'nın önünde diz çökerken buluyorum kendimi hüzünle ve özlemle.
Çok şey anlaatılır lakin kitabın biraz içeriğine değinmek istiyorum. Ondan önce dilin muğlaklığına ğalizliğine değineyim. ilk okuduğumda kendimi cahil-i cüheladan sanmıştım. ancak ikinci okuyuşumda çok iyi anlamıştım. bana ağır ve müphem gelen kelimeler gayet sıradan kelimeler gelmeye başlamıştı. Arapça öğrendiğimden mi ya da entellektüel bilgim arttığından mı bilemedim :))
kitap beş kutsal şehrin tarihini, anılarını, sosyolojik yapısını deneme türünde anlatıp şehrin biyogafisini bize tanıtır. defaatle okunmalı mı bilmiyorum ama şehre misafir olmadan önce okuyunca haleti ruhiyeniz şehre varmadan şevkle aşkla donatılacağına kanaat getirebilirim. Ruhu olan kentleri anlatmış üstadım.
bence okunmalı..
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma