Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mektupların dönemin yaşantısı ve yazan kişinin ruhsal durumunu, kişilik özelliklerini en iyi yansıtan metinler olduğuna inanırım. Hiçbir kurgusal metin mektubun yerini tutamaz bence. Bu kitap Vincent Van Gogh'un ruhsal durumunu ve resime olan tutkusunu anlamak için mükemmel bir kaynak. Her ne kadar kitapta bahsetmese de Vincent'a ölen ağabeyinin ismi veriliyor. Benzer şekilde Salvador Dali de ölen ağabeyinin ismini alıyor ve bu durum kendi kimliklerinin oluşumunda çok etkili oluyor. Her gün evin yakınındaki mezarda kendi isminizi görmek....
Sürekli ölen ağabeyinin yerine konmak, onun kıyafetlerini giymek...
Kitaptaki Vincent'ın 30'lu yaşlarına doğru ressam olmaya karar vermesi ve bu doğrultuda çalışması, eskizleri, renklerin karışımı vb. bölümler resimle uğraşan okurlar için daha ilgili çekici ve dikkate değer gelebilir.
Vincent'ın hoşlandığı ev sahibinin kızı tarafından reddedilmesi, işinden ayrılması, dindar biri olarak gönüllü yaptığı vaizlikten işine aşık biri oluğu için uzaklaştırılması, parasız, yersiz yurtsuz bir şekilde kardeşi Theo'nun her ay gönderdiği parayla ressam olma çabaları ve tüm bunlar yaşanırken Vincent'ın çalışma azmi ve ruh hali beni daha çok etkiledi.
Dindar bir kişiliğin olan Vincent'ın zaman içinde yaşadıklarından ötürü dinden soğuduğunu da sezinledim.
Theo'nun evleneceğini öğrendikten sonra artık para gönderemeyeceğini düşünerek geçirdiği bunalım halini düşünmek bile çok üzücü.
Bunca yoksulluk ve sefalete rağmen yemek ve giyecek gibi temel ihtiyaçlarından kesip kitaplara ve resme para ayırması, kitap okumadan yapamaması da çok ilginç bana. Bunu hangimiz yapabiliriz bugün ?
Ressam olmak için çektiği tüm bu çileli yılların ardından istediği gibi resimlerini satamaması ayrıca üzüyor insanı.
Okurun gerçekten üzüleceğiniz çok mektup var kitapta.