Şule

Şule
Dışavurumun aracı dil olunca, avantajları ve yetersizlikleri üzerine düşünmeden edemiyor insan.Sartre’ın şu sözü meselenin iyi bir özetidir: “Dil eksikli bir şeydir. Her zaman düşündüğümüzden azını söyleriz.”
Biz insanlar hep yaparız bunu, içinde bulunduğumuz ateştense başka ateşler daha soğuk gelir bize. Halbuki ateş ateştir ve her seferinde yakar.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Ancak tek gündemi kendisi olan insanların, kendine acıma bataklığından çıkmaları kolay değildir. Çünkü kendi hikayeden edilgen birisin, mazlumsun, kurbansın. Bu döngüden çıkmak istiyorsan başka insanlara odaklanman, onları merak etmen, onların dertlerini dinlemen ve hatta onlara dertleri konusunda yardımcı olman gerekir.
Şikayet etmek, geçmişin donmuş anılarının arasında tekrar tekrar dolaşmak bir işe yaramıyor. Yeni bir hayat inşa etmek istiyorsan bunu bir tek sen yapabilirsin ve sadece şimdi yapabilirsin.
Saçını süpürge eden insanlar genelde kendilerine haksızlık yapıldığını iddia ederler. Ama ben karşılaştığım örneklerde, böyle fedakarlık yapanların kendilerini oldukları haliyle sevilebilir hissetmediklerinden, karşı tarafın aslında hiç beklemediği şekilde fedakarlık yaptığını fark ettim. Bir nevi rüşvet veriyorlardı; ben bu halimde değersizim, beni ancak sana bunları yaparsam sevebilirsin.
Bastırılmış duyguları olan insanlar, kafalarının üstündeki içi su dolu bir sürahide taşıyor gibidirler duygularını. Minicik sarsıntılar bile o duyguların taşmasına, etrafa dökülmesine neden olabilir.