Dışavurumun aracı dil olunca, avantajları ve yetersizlikleri üzerine düşünmeden edemiyor insan.Sartre’ın şu sözü meselenin iyi bir özetidir: “Dil eksikli bir şeydir. Her zaman düşündüğümüzden azını söyleriz.”
Bazı insanların sana kötü davranması ve bunu süreklilik haline getirmesi kötüdür. Hiçbir sebep bunu haklı çıkarmaz. Unutma, sen onların terapisti değilsin; arkadaşı eşi veya sevgilisisin.
Aşırı iyimserlik ve aşırı empati bizi kolay lokma yapabilir. Bazen kötü bir davranış sadece kötü bir davranıştır ve sana zarar vermiştir. Ama aşırı empatik ve iyimser sen her davranışın içinde arka planda o kötü davranışı haklı çıkaracak bir sebep, bir mazeret bulursun.
Bazen iplerin birbirine dolandığı bir düğümü çözmek istersin. Bir düğümü çözme motivasyonunun arkasında düğümü çözülünce ip olacağı inancı vardır. Ama bazen şunu anlarsın; düğüm, düğüm olarak gelmiştir dünyaya düğüm olarak devam edecektir. Senin beklediğin ipe dönüşme ihtimali onun varoluşunda yoktur.
Çoğu zaman birçok insan bir çekiç gibidir, önüne ne gelirse ona çivi gibi davranır. O anda karşısına sen denk geldiğin için öyle davrandı, sana özel değil. Bazı insanlar kendi içlerindeki savaşı başka insanlar üzerinden verir.
Kişiselleştirme tuzağından kurtulabilmek de affetme sürecinde işe yarayabilir. Bize kötü şeyler yapan insanların bizi bu kadar etkilemesinin sebebi, yaşadığımız şeylerin aynı zamanda kendimizi suçlu,yetersiz ve utanç içinde hissettirmesidir.