Ve çalışmayı sürdürmekle, aslında hayatı sevmiş oluyorsunuz...
Hayatı çalışmak yoluyla sevmek hayatın en derin sırrına ermek demektir. Fakat eğer ıstırap çekerken, doğduğunuz güne lanet edip bedeninizin yükünü taşımayı alnınızın kara yazısı sayıyorsanız, o zaman size cevabım şudur: Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir.
Aşk ile çalışınca kendinizi nefsinize, birbirinize ve Tanrı'ya bağlarsınız. Peki aşk ile çalışmak nedir? Giysinin kumaşını yüreğinizden çekilmiş ipliklerle dokumaktır, giysiyi sevgiliniz giyecekmişçesine. Evi muhabbetle inşa etmektir, içinde sevgiliniz oturacakmışçasına.
İş, görünür kılınmış aşktır.
Gazali, seyahati iki genel kategoriye ayırmaktadır: Rıhle ve Sefer. (…) Rıhle, ilim öğrenmek ve keşfetmek için profesyonelce yapılan harici, fiziksel bir seyahattir. (…) Sefer, fiziksel çaba kadar içsel dönüşümü, özgürleşme ve kazanımı da içeriyordu. Gazali, seferin özellikle “hareket”i ve “aralarına karışma”yı içerdiğini savunmaktadır. (...) Hareket hem seyahatin fiziksel hareketi hem de bu seyahatin kalp ve akıllarda oluşturduğu değişimlerdir. Seyahat, bireyi yeni tecrübelere ve karşılaşmalara yöneltmeli ve onu etrafındaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu idrak etmeye zorlamalıdır.