Bazen birbirimize ufak tefek armağanlar veririz. Bayram ya da doğum günü olmadığı halde. Demişler ya, "Ufak tefek armağanlar, dostluğu pekiştirir," diye. Biz buna önem veririz.
Sevgili Momo,
Ben taşınmıyorum. Dönecek olursam, hemen beni ara. Seni çok merak ediyorum. Çok özlüyorum. Umarım başına bir şey gelmemiştir. Aç kalırsan Nino'ya uğra. O hesabı bana yollar, ben öderim. Canın ne kadar yemek isterse ye, anladın mı? Nino her şeyi sana anlatır. Beni hep sev! Ben de seni seviyorum!
Daima aklımdasın,
Gigi.
"Bulabilecek misin, çok merak ediyorum." dedi Hora Usta. "Şimdi iyi dinle:
Üç kardeş, yaşarlar bir evde,
Hiç benzemez birbirine üçü de.
Sen onları ayırt edeyim derken,
Dönüşürler çabucak birbirlerine.
Birincisi evde yoktur, gelecek.
İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek.
Üçünden en küçüğü evdedir.
O olmazsa her ikisi ne edecek?
Bildiğimiz sadece üçüncüdür.
Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür.
Sen tam onu görüyorum derken,
Bakarsın ki kardeşi görünmüştür.
Söyle şimdi: Üçü bir tek kişi mi?
Yoksa iki veya hiçbir kişi mi?
Adlarını bana sayabilirsin.
Üç kudretli hükümdarı bilirsin,
Bir ülkeye üçü birden hükmeder.
Ülkeyle bütünleşip bir eder."