O gün güneş tepede kavuruyordu ama onun ayakları zaten kanla yanıyordu.
12 kilometre yürümek kolay değil hele de çocuk kalbinle, çıplak ayakla.
Ama Amir yürüdü. Açlığın önünde onurla, suskunluğun içinde umutla
Bir parça ekmekti derdi, bir yudum yaşama hakkıydı.
El uzattı bir yabancıya,
el öptü çünkü hâlâ bir yerlerde iyilik olduğuna inandı.
O küçücük çocuk, yıkılmış bir coğrafyanın en büyük vakarını taşıdı.
Ama bu kirli dünya, ona yine "sırtından" yaklaştı.
İnsanın insana ettiğini toprak bile kusmak istiyor artık.
Bir torba yardımı alıp dönerken vuruldu Amir.
Yani sadece bir çocuk değil,
vicdan da sırtından vuruldu o gün.