Hayatımın bana ait olduğunu, ben onu kendi istediğim gibi yönetmezsem kimsenin benim yerime yönetemeyeceğini hiç dikkate almazdım. Her şeyi kanıksamanın o pürüzsüz yüzeyinde, o zamana kadar bilmeden maruz kaldığım bazı zihinsel sıkıntılar belirmeye başlamıştı. Bunların farkına varmamı sağlayansa, zamanla artan, gailelerimi yazma alışkanlığım oldu sanırım.
Öğrendim ki asıl kolay olan insanın gerçekten sevdiği şeye gözlerini kapamasıymış, kendi ihtiyaçlarını başkalarından hazırlop kabul etmesiymiş, değerleri günbegün kalburdan geçirmekten kaçınmasıymış. Son olarak, kendisinin zannettiğinden çok daha aptal olduğunu anlamaya hazır olmayan kimse bu deneye kalkışmasın.
İnsanlar için hiçbir şey, Tanrı'yı daha somut bir şekilde hissedebilecekleri, güçsüzlüklerini ve sefilliklerini hep birlikte dile getirebilecekleri bir yer kadar teselli edici değildir.
Putperestliğe son derece meyilli olduğumuz halde, putperest dinlere fazla bağlılık duymayız; ruhani fikirlere meyilli olmadığımız halde, ruhani bir varlığa tapmamızı isteyen dinlere son derece bağlıyızdır. Bir ölçüde, Tanrı'yı diğer dinlerin koyduğu düşük konumdan kurtaran bir dini seçecek kadar akıllı davranmış olmamızdan dolayı kendi içimizde hissettiğimiz memnuniyetten kaynaklanan kutlu bir duygudur bu. Putperestliği kaba saba halkların dini, ruhani bir varlığı yücelten dini ise aydın halkların dini olarak görürüz.