Düşünceler kafanıza üşüşmeyi sürdürecektir, ama onları bir kenara itmeye çalışın.
İki seçeneğiniz var :
Ya zihninizi denetleyeceksiniz.
ya da zihniniz sizi denetlemesine izin vereceksiniz.
ikincisine alışkınsınız zaten, Korkular, nevrozlar, güvensizlikler içinde savrulup gidiyorsunuz,
Çünkü hepimizin kendi kendini yok etme eğilimi var.
Delikte kontrol kaybını birbirine karıştırmayın.
Unutmayın ki Sufi geleneğinde üstad Nasuriddin'e herkes deli der.
Zaten bu yüzden herkes onu deli sandığı için o da her istediğini söylemekte her istediğini yapmakta özgürdür. Orta çağlarda saray palyaçoları da aynı durumdaydı ; vezirlerin kafalarını kaybetmek korkusuyla dile getirilemedikleri pek çok konuda yorum yapabilirlerdi.
Sizler de aynı şeyi yapabilmelisiniz ;
Deliği elden bırakmadan Normal insanlar gibi davranın. Farklı olmak riskini göze alın ama bunu fazla dikkat çekmeden başarmaya bakın.
..
Gerçek 'ben'in ortaya çıkmasına izin verin.
..
Veronika sordu : Gerçek 'ben' nedir?
..
İçindeki Sen, başkalarının biçimlendirmediği sen.
"
Elimden geleni yaparım, gerçi elimde yalnızca şimdiki zaman var ama .. hem de epeyce kısa bir zaman.
Kimsede daha fazlası yok, şimdiki zaman ise her zaman kısadır.
Tabii bazı insanlar, bir sürü şeyler biriktirdikleri bir geçmişleri ve daha bir sürü şey biriktirebilecekleri bir gelecekleri olduğuna inanırlar, o başka.
Kaybedecek neyin vardı ?
Onurum. Beni istemeyenlerin arasında duramazdım.
Onur da neymiş ?
Herkesin seni İyi, terbiyeli, insan sevgisi ile dolu sanması isteği yalnızca.
Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek.
Sanki yabancı bir ülkedesin, Çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmakta umutsuzsun, Çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun.